MAHKEMESİ : İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/09/2010
NUMARASI : 2010/1421-2010/1729
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
B.K. 386/1. maddesinde "vekalet, bir akittir ki onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini ve takabbül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler".
B.K. 396. maddesinde "vekaletten azil ve ondan istifa her zaman caizdir. Şu kadarki münasip olmayan bir zamanda vekaletten azil veya ondan istifa eden kimse diğerinin zararına zamin olur."
H.U.M.K. 68. maddesinde ise "müvekkili namına muamele yapmış olan vekil nefsini azlettiğini veya müvekkili tarafından azlolunduğunu dava zaptına kayıt ve tebliğ ettirilmek suretiyle diğer tarafa bildirmedikçe, istifa ve azlin o taraf hakkında hükmü yoktur" düzenlemeleri yer almaktadır.
Bu düzenlemelerde yer alan kurallar gözetildiğinde vekaletnamenin geçerli olduğu bir dönemde yapılan itirazın İİK 66/1. maddesi gereğince takibi durduracağı tabiidir. Şirketi temsilde devamlılık esastır. Borçlu vekili Av. M. C.’e vekalet verildiği tarihte vekalet verenler yetkili olduklarından, borçlu şirket tarafından azledilmedikçe vekalet veren yetkililerin değişmesi vekaleti geçersiz kılmaz. Bu nedenle itiraz eden vekilin vekaleti ve itirazı geçerlidir. Mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle kabulü yolunda hüküm tesisi isabetsizdir.
Ayrıca kabule göre de; Dairemizin önceki içtihatları icra mahkemesinin kararında yer verilen ve ödeme emri tebliğ edilmeden borçlunun itiraz hakkının bulunmadığı yönünde ise de, sonradan oluşan ve usul ekonomisine de uygun olan yeni uygulamasında alacaklının ihtilafı sürdürdüğünün anlaşılması halinde (örneğin borçlunun yeni adresinin tesbitinin istenmesi veya adres bildirilerek takibin devam ettirilmesi gibi), ödeme emri tebliğ edilmese bile itirazın geçerli olduğu görüşü benimsenmiş ve süreklilik kazanmıştır. Somut olayda alacaklı, daha sonra borçluya tebligat yapılmasını ve ardından da 35. maddeye göre tebligat yapılmasını istemek suretiyle çekişmeyi devam ettirdiğine göre, işin esasının incelenmeden yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 08/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy