(2004 S. K. m. 170)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe karşı borçlu, keşideci imzasının şirket yetkililerine ait olmadığını ileri sürerek imza itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, Bilirkişi İ. Ö.dan alınan 01.04.2009 tarihli raporda çekteki imzanın münferit imza yetkilisi M. Z.nin eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
İtiraz üzerine, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 15.03.2010 günlü raporda ise çekteki keşideci imzasının teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, karalama tarzında çizgilerden ibaret tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeni ile aidiyetinin ve bu meyanda M. Z.nin eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin açıklandığı görülmektedir.
Bu durumda raporlar arasında çelişki oluştuğundan bu çelişki giderilmeden Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesi doğru değildir. Her iki rapor da Adli makamlarca istem üzerine alındığından raporların birinin diğerine üstünlüğü kabul edilemez. Zira, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-282 sayılı kararı) O halde, mahkemece her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden ve ehil bilirkişilerden oluşacak bir kuruldan mütalaa alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMKnın 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy