MAHKEMESİ : Kütahya İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/10/2011
NUMARASI : 2011/303-2011/516
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun gayrimenkul ihalesini düzenleyen 123 ve müteakip maddeleri hükümleri; aksine hüküm bulunmadıkça ya da mahiyetine aykırı düşmedikçe, menkullerin satışı hakkında da uygulanmalıdır.
Dairemizin süreklilik kazanan yerleşik uygulamalarında da açıklandığı üzere taşınır satışlarında satış ilanın taraflarına tebliğine gerek yok ise de, icra müdürlüğünce "satış ilanının borçluya tebliğine" karar verilmiş olması halinde, adı geçene satış ilanının Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Bu husus yerine getirilmeden satış gerçekleştirilemez. Anılan durum da başlı başına fesih sebebidir. Somut olayda icra müdürlüğünce alınan 28.4.2011 tarihli satış kararında satış ilanının borçluya tebliğine karar verildiği görülmektedir.
Somut olayda, borçluya gönderilen satış ilanının 01.06.2011 günü yapılan 1. açık artırma tarihinden 1 gün sonra 2.6.2011'de tebliğ edildiği, taşınmazın 06.06.2011 tarihinde 2. açık artırma gününde alacağına mahsuben alacaklıya ihale edildiği anlaşılmaktadır. HGK'nun 28.01.2004 tarih, 12-2/36 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ihale bir bütün olup, İcra İflas Kanunu'nda ihalenin yapılması usulü düzenlenirken sadece bir artırma ile yetinilmeyerek, ilk artırmada satışın gerçekleşmemesi halinde, ihalenin geri bırakılıp, ilk artırmayı takip eden on gün içinde ikinci artırmanın gerçekleştirilmesi yönteminin getirilmiş olması karşısında, bu iki artırmanın birbiriyle ilişkileri ve hukuksal sonuçlarının üzerinde de durulması gerekmektedir. Sonuçta bu iki artırmanın amaçladığı ihalenin geçerlilik koşullarının irdelenmesi gerekir. İki artırma birbirini tamamlayan merasimlerdir. Birinci artırma usulüne uygun yapılmamışsa, takip eden aşama olan ikinci artırmanın yapılabilme koşulunun gerçekleştiğinden de söz edilemez. İkinci artırma usulünce yapılsa dahi, birinci artırmanın usulsüzlüğü doğal olarak ihalenin tümüyle geçersizliği sonucunu doğuracaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; borçluya satış ilanı tebliğinin, birinci artırma gününden sonrasına denk geldiği, böylelikle borçlunun ihaleye katılım için hazırlık yapma, müşteri temin etme ve sair benzeri imkanlardan yoksun bırakıldığı, bu durum menfaatleri olumsuz yönde etkiler nitelikte olduğu gibi, ihalenin de normal şartlar altında yapılmayıp, aceleye getirildiği sonucunu doğurmuştur. Nitekim ihaleye gerekli katılım sağlanmamış ve taşınmaz alacaklıya alacağına mahsuben ihale olunmuş, zarar unsuru da gerçekleşmiştir. Açıklanan nedenlerle ihalenin feshine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine dair hüküm tesisi isabetszidir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 04/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy