MAHKEMESİ : Düzce İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/02/2012
NUMARASI : 2009/653-2012/51
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklılar tarafından başlatılan ilamlı ve genel haciz yoluyla takiplere karşı borçlunun, deprem konutu olarak teslim edilen evinin haczedildiğini belirterek bu haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İ.İ.K.’nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu ögeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Meskeniyet şikayetinin dinlenmesi için borçlunun sürekli o evde oturması şart olmadığı gibi, borçlunun birden fazla taşınmaza sahip olması da bunlardan biri hakkında meskeniyet şikayetinde bulunmasına engel teşkil etmez.
Öte yandan taşınmaz satışının resmi şekilde yapılması zorunlu olup, haricen satıldığı iddiasına itibar edilemez. Ayrıca, borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için, ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Aksi takdirde meskeniyet şikayetinden vazgeçilmiş sayılır.
Somut olayda, şikayete konu taşınmaz üzerinde 21/09/2006 tarih ve 8967 yev. no'lu Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş. lehine ipotek tesis edildiği görülmektedir.Bu durumda mahkemece, öncelikle sözkonusu ipoteğe ilişkin, ipotek akit tablosunun getirtilerek ve alacaklı bankadan sorularak ipoteğin yukarıda belirtilen zorunlu ipoteklerden olup olmadığı belirlenmelidir. İpoteğin zorunlu ipoteklerden olduğunun anlaşılması halinde ise, yapılan keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda borçlunun haline münasip ev alabileceği miktar belirlenmediğinden ek rapor alınmak suretiyle yukarıda belirlenen ilkelere göre şikayetin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy