MAHKEMESİ : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/03/2012
NUMARASI : 2011/1247-2012/343
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı icra mahkemesine başvurarak, borçlu aleyhine başlattığı ve borçlunun borca , faize ve tüm ferilere itirazı üzerine duran ilamsız icra takibinde, borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasını ve borçlunun %40 oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiş, mahkemece; 3.162,77 TL faiz alacağı ile sınırlı olarak talebin reddine, bakiye isteğin kabulü ile takibe yönelik itirazın kaldırılmasına, takibin bu meblağ ile sınırlı olarak devamına, alacağın %40’ı oranındaki tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, red edilen kısım üzerinden hesaplanacak %40 tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 292 maddesine göre; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HGK'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517E. - 1997/776K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez.
Somut olayda, temyize konu İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 29.03.2012 tarih ve 2011/1247E., 2012/343K. sayılı ilamının hüküm kısmının “(2) nolu bendinde; "bakiye isteğin kabulü ile takibe yönelik itirazın kaldırılmasına, takibin bu meblağ ile sınırlı olarak devamına" ibareleri kullanılmış, bakiye isteğin ne olduğu, hangi meblağ üzerinden borçlunun itirazının kaldırılmasına karar verildiği belirtilmemiş, ayrıca hüküm kısmının (3) nolu bendinde “alacağın %40'ı oranındaki tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” ibaresi kullanılmış, ancak alacağın miktarı belirtilmediği gibi, icra takibinde talep edilen alacak miktarının hangi kısmını kapsadığı da açıklanmamıştır. İlam, bu haliyle infazda şüphe ve tereddüt yaratacak nitelikte olduğu gibi, yukarıda anılan yasa maddesine de aykırı olarak tesis edildiğinden mahkeme kararının re'sen bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca re'sen (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy