MAHKEMESİ : Dikili İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2012
NUMARASI : 2011/64-2012/7
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, borçlu, itirazını, İİK nun 62/1.maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz süresi ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte başlayacağından, daha önce borçlunun takibi öğrenmiş olması itiraz süresinin başlaması sonucunu doğurmaz. Pek tabi ki borçluya usulsüz de olsa bir ödeme emri tebliğ edilmiş ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesi uyarınca muhatabın usulsüz tebliği öğrenmesi halinde öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılacağından, itiraz süresi böyle bir durumda öğrenme tarihinden başlayacaktır.
Somut olayda borçlu hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı ve borçlular adına çıkarılan ödeme emri tebligat evrakının bila tebliğ iade edildiği, 20.07.2011 tarihinde ise borçlular tarafından icra müdürlüğüne verilen dilekçe ile borca itiraz edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar borçlular vekili ise icra dosyasına sunduğu 30.05.2011 tarihli vekâletname ile dosya suretinin kendisine verilmesini talep etmiş ve bu tarihte takipten haberdar olmuş ise de daha önce borçluya usulsüz de olsa bir ödeme emri tebliğ edilmediğinden itiraz süresinin başladığının kabulü mümkün değildir.
Öte yandan, borçluya "ödeme emri tebliğ edilemese" bile, alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesi mevcut bulunduğu sürece borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmemesi şikayet ve itirazda bulunulmasına engel teşkil etmez. Alacaklının icra dosyasına yansıyan takibi devam ettirme iradesi dikkate alındığında, borçluların itiraz hakkının doğduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda borçluların icra dairesine itirazları yasal sürede olduğundan mahkemece şikayetin reddi yerine kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy