MAHKEMESİ : Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/04/2012
NUMARASI : 2012/277-2012/313
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, İİK.nun 83/a.maddesi gereğince muvafakatinin geçerli olmadığını belirterek emekli maaşına konulan haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, borçlunun 15.11.2008 tarihindeki haciz sırasında kendi iradesi ile maaş haczine muvafakat ettiği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
17.04.2008 tarih ve 5754 Sayılı Yasa'nın 56.maddesi ile değişik 5510 Sayılı Yasa'nın 93.maddesine göre; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez".
5510 Sayılı Yasa'nın 93. maddesinde değişiklik yapan ve 28.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Yasanın 32/2-b. maddesi gereğince; "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." Bu yasa İİK.'nun 83-a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden, takibin kesinleşmesi şartıyla borçlunun 28.2.2009 tarihi ve sonrasında yapacağı 5510 Sayılı Yasa'nın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati geçerli olacaktır.
Somut olayda ise borçlunun 15.11.2008 tarihinde emekli aylığına haciz konulmasına muvafakati üzerine, 01.12.2008 tarihinde icra dairesince emekli aylığına haciz uygulanmıştır. Bu durumda borçlunun muvafakati, yukarıda açıklanan yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden önce olduğundan geçerli değildir. O halde, mahkemece şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir. Kaldı ki, borçlunun muvafakati ihtiyati haciz kararı üzerine takibin kesinleşmesinden önceki dönemde olduğu için bu durumda da borçlunun muvafakati geçersiz sayılmalı ve şikayet kabul edilmelidir.
Öte yandan, borçlu vekilince dava dilekçesinde, haczedilmezlik şikayeti ile birlikte takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımının oluştuğundan bahisle icranın geri bırakılması da talep edildiği halde, mahkemece bu istemle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.