MAHKEMESİ : Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/10/2011
NUMARASI : 2011/729-2011/1152
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili, müvekkilinin yatalak hasta olduğunu, Antalya'da ikamet ettiğini, alacaklı ile gayri resmi evliyken hasatalandığını, alacaklı tarafından evden kovulduğunu, müvekkiline çıkarılan tebligatların usulsüz olduğunu iddia ederek gecikmiş itirazda bulunmuştur.
Mahkemece tebligatların usulüne uygun olduğu ve ibraz olunan raporlardan borçlunun yatalak hasta olduğunun anlaşılamadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; borçluya çıkarıları 06.12.2010 tarihli ve 05.12.2010 tarihli ödeme emri tebligatlarının mahalle muhtarlarının muhatabın adresten taşındığı beyanlarına dayanarak iade edildikleri, tebliğ tarihi itibari ile dağıtıcıların Tebligat Tüzüğü'nün 28.maddesine uygun olarak bir araştırma yapmadığı, icra müdürlüğü tarafından borçlunun tebligata elverişli adresinin resmi kurumlardan sorulmadığı ve zabıta araştırması da yapılmadığı için 01.02.2012 tarihinde mernis adresine yapılan tebligat da usulüne uygun değildir.
İİK'nun 65.maddesinde düzenlenen gecikmiş itiraz, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak, muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması halinde söz konusu olur. Bu durumda borçlunun mazeretini gösterir delillerle birlikte, esasla ilgili itiraz ve sebeplerini ve dayanaklarını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Borçlu vekilinin mahkemeye verdiği dilekçede gecikmiş itiraz deyimini kullanması, HUMK'nun 76.maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile 7201 Sayılı Yasa'nın 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 05.10.2001 tarih, 2001/12-258 esas, 2001/344 karar sayılı kararı). 7201 Sayılı Tebligat Kanun'un 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Öte yandan, Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas-1991/344 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; " .. usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir". Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğren
tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. Buna göre borçlu, takipten 03.07.2011 tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiğine ve öğrenme tarihinin aksi yazılı belge ile ispatlanamadığına göre mahkemece, öğrenme tarihinden itibaren İİK'nun 16/1.maddesinde öngörülen yasal 7 günlük süre içinde (04.07.2011 tarihinde) yapılan şikayetin kabulü ile ödeme emri tebliğ tarihinin 7201 Sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince 03.07.2011 tarihi olarak düzeltilmesinden sonra, diğer itiraz sebepleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy