MAHKEMESİ : Ordu İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/11/2011
NUMARASI : 2011/330-2011/438
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından genel kredi sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini belirterek tebliğ tarihinin 17/08/2011 olarak düzeltilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesi ile süre aşımından şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ, aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu maddede belirtilen şahıslara, muhatap adına tebligatın yapılabilmesi için, tebligatın yapılacağı sırada muhatabın orada bulunmaması gerekir. Muhatap, o adreste olmakla beraber sadece tebliğin yapılacağı anda orada bulunmuyor ise, tebligat, 17.madde hükmü uyarınca yapılır. Ancak, 7201 Sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve Tüzük'te yazılı olduğu üzere muhatabın tebliğ sırasında orada bulunmadığı saptanmadan anılan maddeye göre tebligat yapılamaz.
Somut olayda, ödeme emrinin borçluya, Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine aykırı olarak muhatabın tebliğ sırasında orada bulunmadığına dair bir meşruhat yazılmaksızın, “daimi çalışan işçisi G. K. imzasına” şerhi ile tebliğ edildiği görülmektedir.
Tebligatın usulüne uygun yapılmadığı durumlarda, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebliğ tarihinin belirlenmesi zorunludur. Anılan maddede; "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliği tarihi addolunur" hükmüne yer verilmiştir. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, karşı tarafça bu tarihin aksi ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12/02/1969 tarih ve 1969/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere, beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
O halde, ödeme emri tebligatı usulüne uygun olmadığından, alacaklı tarafından da borçlunun bildirdiği öğrenme tarihinin aksi iddia ve ispat edilmediğinden mahkemece, şikayetin kabulü ile öğrenme tarihinin beyan edilen tarihe göre düzeltilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy