MAHKEMESİ : İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/12/2011
NUMARASI : 2011/240-2011/1422
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlular aleyhinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçluların takip konusu senedin alacaklı banka ile aralarında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereğince teminat amaçlı düzenlendiği kambiyo senedi vasfı bulunmadığı iddiası ile icra mahkemesine başvurdukları anlaşılmıştır.
Alacaklı banka vekili tarafından 31.05.2011 tarihinde verilen cevap dilekçesinde ve 29.12.2011 tarihli beyan dilekçesinde taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin varlığı kabul edilmiş, ancak senedin, kredinin geri ödemesi amacıyla alındığı ve vadesinde ödenmediğinden takibe konulduğu belirtilmiştir.
Somut olayda borçlular, itirazları konusunda herhangi bir belge sunmamıştır. HGK'nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001112-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Taraflar arasında düzenlenen 07.04.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Alacaklı vekilinin cevap dilekçesindeki açıklamaları ve yargılama süresince verdiği beyanları senedin teminat amaçlı alındığını kabul ettiği anlamına gelmediğinden mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan hukuk davalarında olduğu gibi, icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Somut olayda takip talebinde ve örnek 10 numaralı ödeme emrinde borçlular arasında E.P gösterilmemiştir. Dava dilekçesinde davacı olarak ismi bulunan E. P 'nin taraf sıfatı konusunda davacılar vekilince bir açıklamada bulunulmadığı gibi davalı vekili tarafından bu husus ileri sürülmüş ancak mahkemece gerekçeli kararda takibin tarafı olmayan E. P 'ya da yer verilmiştir. Mahkemece taraf (aktif husumet) ehliyeti yokluğu nedeniyle davacı E.P açısından davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.