MAHKEMESİ : Çankırı İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/01/2013
NUMARASI : 2012/12-2013/3
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlu 33 ada 70 parseldeki taşınmazın kıymet takdirine itirazı ile birlikte 29 ada 20 parselde bulunan 11 no'lu bağımsız bölüm hakkında meskeniyet şikayetinde bulunmuş, mahkeme yapılan yargılama sonunda kıymet takdirine itirazın reddine, taşınmazın halinü münasip olduğundan bahisle meskeniyet iddiasının kabulüne karar vermiştir.
İİK'nun 82/12 maddesi gereğince, borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki "aile" terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. Mahkemece, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise, satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Öte yandan borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunulmasını engeller.
Somut olayda, mahkemece meskeniyet iddiasında bulunan 29 ada 20 parsel sayılı taşınmazda bulunan 11 no'lu bağımsız bölümün tapu kaydının incelenmesinde TC Z. B. AŞ lehine ipotek olduğu görülmüştür. Mahkemece ipoteğin niteliğinin tespit edilmemiş olması isabetsiz olduğu gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda, haline münasip bir dairenin fiyatının, şikayet konusu taşınmazın fiyatından daha az olduğu belirlenmesine rağmen, mahkemece mahcuzun satışına, satışın borçlunun haline münasip ev alması için gerekli miktardan az olmamak kaydıyla yapılmasına, satış bedelinden haline uygun meskeni alabileceği miktarın borçluya bırakılmasına karar vermesi gerekirken, istemin tümden kabulü ile taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi de doğru değildir.
Öte yandan, HMK.nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereğince hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.