ESAS NO : 2013/11810
KARAR NO : 2013/22171
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu şirketin usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte diğer şikayetlerini ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu gerekçesi ile tebligata dair şikayet kabul edilerek keşideciye protesto çekilmeden cirantaya karşı takip yapılamayacağı gerekçesi ile takip iptal edilmiştir.
Borçlu şirketin takibe konu bono üzerinde yer alan adresine çıkartılan tebligatın 15.04.2008 tarihinde bila tebliğ iade gelmesi üzerine, alacaklı vekilince borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı olan adresinin araştırılması ve buraya tebligat çıkartılması talep edilmiştir. Buna göre borçlunun ticaret sicilinde yer alan adresine gönderilen satış ilanına ilişkin tebligatın, adresin kapalı olduğu şerhi düşülerek, komşudan sorulduğu, nerede olduğunun bilinmediği, TK'nun 21. maddesi gereğince Fatihtepe muhtarlığına tebliğ edilerek (2) nolu ihbar kapıya yapıştırılıp, komşusuna haber verildiği şeklinde, muhtarın ve dağıtıcının kaşe ve imzaları ile 20.012010 tarihinde yapıldığı görülmektedir.
Hükmi şahıslar adına ve adı geçenin ticaret sicilindeki adresine gönderilen tebligatın 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun (şikayete konu tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan hali ile) 21. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun 28. maddesindeki koşulları araştırmasına gerek yoktur. Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde bunun nedenini araştırması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibariyle böyle bir araştırmanın yapılmamış olması tebligatın geçersizliğini doğurmaz. Bu hali ile de komşu, yönetici vd.den sorulmuş olmasının ve imzasının alınmamış olmasının bir önemi bulunmamaktadır.
O halde borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işlemi usulüne uygun olup, mahkemece buna dair şikayetin reddi ile borçlunun diğer itiraz ve şikayetlerinin de süresinde olmadığından reddine karar verilmesi yerine istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy