MAHKEMESİ : Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/11/2012
NUMARASI : 2012/304-2012/842
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Takip borçlu vekiline satış ilanının 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istendiği görülmektedir.
Tebligat Kanunun 17. maddesi ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesine göre bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Somut olayda satış ilanı tebligatı, 02.02.2012 tarihinde, “sekreter ... ..." imzasına tebliğ edilmiştir. Borçlu vekilinin adreste bulunmadığının tespiti yapılmadan çalışana yapılan tebligat usulsüzdür. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında, muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır.
Taşınmaz mal ihalesinde, İİK.nun 127. maddesi hükmü uyarınca ilgililere satış ilanının tebliği zorunludur. Satış ilanının hiç tebliğ edilmemiş veya usulsüz tebliğ edilmiş olması, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Bu durumda adı geçen takip borçlu vekiline satış ilanının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğunun kabulüne olanak yoktur.
Öte yandan borçlu vekilinin satış ilanından daha önce haberdar olduğu yazılı bir belge ile kanıtlanamadığına göre ihale sırasında hazır bulunması sadece ihaleyi o tarihte öğrendiği anlamına gelir, ihaleyi geçerli hale getirmez. Çünkü satış ilanı borçluya, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmelidir.
O halde mahkemece borçlu vekilinin şikayetlerinin kabulü ile her iki taşınmaza yönelik ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy