ESAS NO : 2013/13263
KARAR NO : 2013/22902
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçluların yasal sürede icra mahkemesine başvurarak sair itirazları ile birlikte takibe konu çekin bankadan almak istedikleri krediye teminat olarak verildiğinden bahisle takibin iptalini istedikleri, Mahkemece, istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesinin borçlulardan M... H... E... ile alacaklı banka arasında düzenlendiği ve her ne kadar anılan sözleşmede takip dayanağı çeke açık bir atıf yok ise de; alacaklı vekilinin 16.12.2009 tarihli cevap dilekçesinde “ ... söz konusu kredi kapsamında dava konusu edilen çek gibi krediye teminat olarak verilen bir kısım çek ve senetler kredi borcuna mahsuben tahsil edilmiş ve kredi borcundan düşülmüştür.” “ ....Söz konusu çek ödenmeyen bir kredinin teminatında bulunan bir kambiyo senedidir. Ve kredinin ödenmemesi nedeni ile teminat olarak verilen bir çekin takibe konu edilmesi hukuken beklenen ve hukuki olan bir durumdur...” şeklindeki açıklamalarından genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine kambiyo senedine dayalı icra takibine girişildiğini beyan ettiği görülmüştür. Takip dayanağı çekin bu sözleşme gereğince verildiği alacaklı vekilinin kabul beyanı ile sabit olduğuna göre çek kayıtsız ve şartsız bir bedeli ödemek vaadini taşımadığından alacağın tahsili yargılamayı gerektirir.
O halde mahkemece borçlulardan M. H. E. yönünden İİK.nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy