ESAS NO : 2013/14225
KARAR NO : 2013/23381
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak yetkiye itirazı ile birlikte, çekin teminat senedi olduğu, takip konusu çek nedeniyle borçlu olmadığına ilişkin Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/684 E sayılı dava dosyasıyla menfi tespit davası açtığını belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece borçlunun borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası kesinleşmiş olduğundan itirazın kabulüne, takibin iptaline karar verildiği görülmüştür.
TTK.nun 730. maddesi göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 599. maddesinde; " ... keşideci, lehtarla doğrudan doğruya arasında mevcut olan münasebetlere dayanan defileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü düzenlenmiştir.
Menfi tespit davasında kim alacaklı olarak taraf gösterilmiş ise ona karşı hüküm ifade eder. Somut olayda, takip alacaklısı çekte ciranta olup, keşideci hakkında takip yapmıştır. Menfi tespit davası keşideci ile lehtar ve takip dışı ciranta arasında görülmektedir. Yukarıdaki yasa hükmü gözetildiğinde, alacaklı cirantanın taraf olmadığı menfi tespit davasında verilen karar alacaklıyı bağlamaz. Takip alacaklısı 3. kişi ciranta olup menfi tespit davasının tarafı değildir, bu nedenle anılan karar ona karşı hüküm ifade etmez.
O halde mahkemece, borçlunun İİK.nun l69-a/1.nci maddesinde öngörülen nitelikte bir belge ile iddiasını kanıtlayamadığı ve alacaklı tarafından da takip dayanağı çekin teminat senedi olduğuna yönelik bir kabul beyanı bulunmadığı dikkate alınarak istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de İİK'nun 169-a maddesinin 5.fıkrası gereği itirazın kabulü ile takip durdurulacağından takibin iptaline karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy