ESAS NO : 2013/14541
KARAR NO : 2013/23204
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından 29.07.2011 vadeli 30.500,00 TL miktarlı bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçlu B. T.’ın senedin arkasında “...15.000,00 TL aldım. E. M.” imzalı kaydın bulunduğunu, ayrıca alacaklının isminin olduğu kartvizitte de 10.000,00 TL aldım şeklinde de alacaklının imzası olduğunu, kalan borcunun 5.500,00 TL olduğunu belirterek borca itiraz ettiği, mahkemece itirazın tümden reddine karar verildiği ancak, kararın Dairemizin 18.09.2012 tarih, 2012/9251-26784 sayılı kararında sair temyiz itirazlarının reddi ile takip konusu senedin arkasında 15.000,00 TL ödeme yapıldığına dair konulan kaydın alacaklıyı bağladığı, bu kaydın altında keşidecinin imzasıyla yazılan bu ödemenin geçersiz olduğuna dair kayıtta ise itiraz eden borçlunun imzası olmadığı için adı geçene karşı hüküm ifade etmeyeceği, mahkemece, senedin arkasında yazılan 15.000,00 TL’lik ödemenin geçerli olduğunun kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuş bozmada sair temyiz itirazlar ret edilmiştir. Dolayısı ile borçlunun kartviziti ile ilgili iddiası sair temyiz istemi kapsamında kalarak ret edilmiş bu husus borçlu tarafından karar düzeltme konusu yapılmadığından kesinleşmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde itirazın tümden kabul edilerek takibin 5.500 TL üzerinden devamına karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 169/a-1 maddesi gereğince; borcun olmadığı veya itfa veya imhal edildiği resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile kanıtlandığı takdirde mahkemece itiraz kabul edilir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de, sunulan borcun olmadığı, itfa veya imhal edildiğine dair belgenin takip konusu borç sebebiyle verildiğinin kabul edilebilmesi için belgede takip dayanağı senede açıkça atıfta bulunulması zorunludur.
Somut olayda borçlunun itfa itirazına dayanak yaptığı 04.08.2011 tarihli kartvizit şeklindeki belgede yalnızca takip dayanağı bono bedelinin uyuştuğu bunun dışında vade ve tanzim tarihlerine atıfta bulunulmadığı belirlenmiştir. Alacaklının, bono bedelinin tahsil edildiğine dair kabul beyanı da bulunmadığına göre anılan belge İİK'nun 169/a-1 maddesi hükmüne uygun yazılı belgelerden kabul edilemez. Kaldı ki yukarıda izah edildiği üzere, Dairemizin bozma kararında da bono arkasındaki ödemenin geçersiz olduğuna dair kaydın
-2
itiraz eden borçluyu bağlamayacağı gibi sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek bono arkasına yazılan 15.000,00 TL ödemenin geçerli olduğunun kabul edilmesi belirtilmiştir.
O halde, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre bozmaya uygun şekilde senet arkasına yazılı 15.000 TL'lik ödemenin geçerli olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken borçlunun itfaya dair itirazının tümden kabulü isabetsizdir.
Öte yandan, borca itiraz hakkında İİK.nun 169/a maddesi uygulanması gerekmekte olup, anılan maddenin 5.fıkrasında “İtirazın kabulü kararı ile takip durur.” hükmü yer almaktadır. Mahkemece, borçlunun, borca itirazı kabul edildiğine göre, İİK.nun 169/a-5. maddesi uyarınca kabul edilen miktar ve ferileri için takibin durdurulması yerine, takibin iptali yönünde hüküm tesisi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy