MAHKEMESİ : Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/09/2012
NUMARASI : 2012/90-2012/817
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu, İİK' nun 71. maddesine dayalı takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin zamanaşımı şikayetidir. Borçlular hakkında genel haciz yolu ile yapılan takip kesinleşmiş olup, İİK' nun 71/2. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 33/a-1. maddesi gereğince, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğradığının belirlenmesi halinde icranın geri bırakılmasına karar verilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 04.11.1998 tarih ve 1998/12-763 E. 1998/797 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, borçlunun yukarıda açıklanan nitelikteki şikayeti süreye bağlı değildir.
Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan olaya TTK' nun 726 ve aynı kanunun 730. maddesi göndermesi ile 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve TTK ’nun 730/18.maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Ticari işlemlerin itimat, itibar ve sürat gibi özellikleri nedeniyle Türk Ticaret Kanunu’nda daha kısa süreli zamanaşımı süreleri belirlenmiş olup, Borçlar Kanunu’ndaki zamanaşımı süreleri burada uygulanmaz.
TTK' nun 662. maddesinde kastedilen davadan anlaşılması gereken, alacaklı tarafından, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde açılmış bir eda davası olup, ayrıca alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da zamanaşımını kestiğinin kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay HGK' nun 20.1.1996 tarih ve 1996/12–654 esas 1996/805 karar sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir. Bu bağlamda, İİK' nun 105. maddesinde düzenlenen geçici aciz vesikasına dayanılarak açılan tasarrufun iptali davaları TTK' nun 662. maddesinde belirtilen davalardan olmadığından zamanaşımını kesmez.
Öte yandan, takip dosyasında, alacaklının cebri icrayı kesintisiz sürdürme iradesini göstererek, borçlunun haczi kabil hiçbir malın bulunmadığının tespiti gerekir. Bu halin kesin aciz vesikası ile belirlenmesi halinde, borçluya karşı aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren 20 yıl geçmesiyle borç zamanaşımına uğrar (İİK. md. 143/6).
Somut olayda, takibin kesinleşmesinden sonra alacaklının 11.08.2008 tarihinde borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi talebinde bulunduğu, yapılan haciz işleminin sonuçsuz kalması üzerine 12.08.2008 tarihinde tasarrufun iptali davası açtığı, 30.01.2009 tarihinde şirketin faaliyet adresinin tespiti için ticaret sicil memurluğuna müzekkere yazılmasını talep ettiği, alacaklı tarafından icra dosyasında zamanaşımını kesen başkaca hiçbir işlem yapılmadığı ve dolayısıyla TTK’nun 726.maddesinde öngörülen altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğu görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında alacaklı tarafından 12.08.2008 tarihinde Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan tasarrufun iptali davası zamanaşımını kesmeyeceği gibi, icra dosyasının onaylı örneğinin yargıtay incelemesi için tasarrufun iptali davası dosyasına ibrazı ile aslının ya da onaylı örneğinin icra müdürlüğünde temininin alacaklı tarafından sağlanması ve bu şekilde takip işlemlerine devam edilmesi mümkün iken, dosyanın yargıtay incelemesinde olmasının icra takibinin devamı yönünde işlem yapılması konusunda fiili imkansızlık olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
O halde mahkemece borçlunun zamanaşımı şikayetinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.