ESAS NO : 2013/14970
KARAR NO : 2013/25140
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK.nun 366. ve HUMK.nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA),
2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı tarafından iki adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 163 numaralı ödeme emri tebliği üzerine itiraz edilmeksizin borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği kesinleşen takipte takip sonrası sözleşme gereği aylık % 15 faiz oranı talep edildiği borçlunun diğer bir takım şikayetleriyle birlikte bu orana da itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Faiz oranı konusunda, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış olan bono dışındaki sözleşmelerde öngörülen ve bono nedeniyle alınacak faizi belirleyen (akdi faiz) ile ilgili anlaşma tarafları bağlar. 3095 Sayılı Kanun'un 2. maddesine göre de, sözleşme ile yasal faizin aksinin kararlaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Sözleşmede öngörülen faiz oranının uygulanabilmesi için ise takip dayanağı bonoya açık atıf yapılmış olması, bir diğer ifade ile bono bedeli hakkında sözleşmede kararlaştırılan faizin uygulanacağının, bononun vade ve tanzim tarihleri ile miktarı belirtilmek suretiyle açıklanması şarttır.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan ve takip dayanağı bonolara atıf yapılan 08.03.2001 tarihli satış sözleşmesinde, aylık %15 gecikme faizi hususunda tarafların anlaştığı, ancak mahkemece yukarıda açıklanan şartları taşıyan anlaşmanın varlığı gözardı edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda avans faizi üzerinden karar verildiği görülmektedir.
O halde, mahkemece borçlunun faize yönelik itirazının, iki tarafın da imzası bulunan 08.03.2001 tarihli muacceliyet sözleşmesinde belirlenen faiz oranı esas alınarak ve Yargıtay denetimine imkân verecek şekilde gerektiğinde bilirkişiye başvurularak incelenip hesaplama yapıldıktan sonra, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, avans faiz oranına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.