ESAS NO : 2013/15683
KARAR NO : 2013/22854
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe karşı borçlunun, yapılan ihalenin usulsüz olduğunu belirterek feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 49.maddesi gereğince, satışta satışı gerçekleştirecek icra müdürü veya yardımcısı ya da katibi ile birlikte tellalın da hazır bulunması ve tutanağı imzalaması zorunludur. Artırma icra müdürü veya yardımcısı, katibi tarafından yönetilir. Artırma yapılırken belediye tarafından görevlendirilmiş bir tellalın (münadinin) bulundurulması gerekir. Bu şekilde görevlendirilmiş bir tellalın satış yerinde hazır bulunmaması halinde, satış memurunun tellalın bulunmama ya da bulundurulmama nedenini tutanağa geçirdikten sonra tensip edeceği kişiyi tellal olarak görevlendirmesi de mümkündür. İhalenin yapılmasında tellalın bulundurulması şekil koşullarından olup, buna uyulmaması geçersizlik sonucunu doğurur. Bu ilke yargısal uygulamada yerleşmiş ve Hukuk Genel Kurulunun 29.06.1988 gün ve 1988/12-379-670 sayılı kararında da açıkça vurgulanmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, icra müdürlüğünce ihale günü tellalın görevlendirilmesi için belediye başkanlığına 20/01/2012 tarihinde müzekkere yazıldığı ancak, ihale günü belediye başkanlığınca görevlendirilmiş tellal hazır bulunmadığından, bu husus satış memurunca ihale tutanağına yazılarak re'sen tellal görevlendirmesi yapıldığı görülmektedir. Satış memurunun, bu işleminde yasal yükümler yerine getirildiğinden yasaya uymayan ve ihalenin feshini gerektiren bir durum yoktur. Aksinin düşünülmesi aşırı şekilcilik olup, tarafların zararına olan bir sonuç doğurur.
Diğer yandan, şartnamede alacaklı isminin yanlış yazılması maddi hataya matuf olup, ihalenin feshini gerektirmez.
Açıklanan nedenlerle mahkemenin fesih gerekçesi yerinde değildir. Ancak;
İİK. nun 106-144. maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış olup, aynı kanunun 129/2. maddesine göre de, satış bedelinin ikinci satışta kıymetin %40 ile rüçhanlı alacakları, paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşılaması zorunlu kılınmıştır. Bu durumda satış bedelinin, tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmekte, satış talebinden ihale tarihine kadarki paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinin hesaplamada dikkate alınması gerekmektedir. Satışı istenen taşınmazın kıymetinin takdiri hakkındaki İİK. nun 128.maddesi paraya çevirme başlığını taşıyan III. bölümde bulunmaktadır. Bu nedenle taşınmazın kıymetinin belirlenmesi için yapılan keşif ve bilirkişi masraflarının da tıpkı ilan giderleri gibi paraya çevirme masrafı olarak kabulü gerekir.
Birden fazla taşınmazın aynı ilanla satışa çıkarılması halinde, toplam paraya çevirme giderinden satışı yapılan her taşınmaza isabet eden miktar oranlama suretiyle tespit edilerek, ayrıca müstakil harcamalar var ise bedele eklenerek oluşacak sonuca göre İİK.nun 129. maddesindeki koşullara uygun şekilde satışın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, 400,00 TL kıymet taktir gideri, 71,00 TL tebligat gideri ve 1.982,40 TL ilan gideri, 395,60 TL satış harcı olmak üzere toplam 2.849,00 TL satış masrafı yapıldığı ve aynı ilan ile üç ayrı taşınmazın satışa çıkarıldığı, taşınmazların ikinci ihale günü satıldığı, (2) ve (3) nolu bağımsız bölümlerin ihale bedellerinin, taşınmazların tahmini değerlerinin %40'ına satış için yapılan masrafın her birine isabet eden kısmın eklenmesiyle oluşan miktarı karşılamadığı, dolayısıyla anılan parseller yönünden satışın İİK.nun 129.madde koşullarına uygun olarak gerçekleşmediği görülmektedir.
O halde, mahkemece, İİK.nun 129.maddesi koşullarını taşımadığından ihale konusu (2) ve (3) nolu bağımsız bölümler yönünden ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de ihalenin feshine karar verildiğinden sözkonusu taşınmazlar yönünden sonucu doğru kararın onanması yoluna gidilmiştir.
İhale konusu (1) nolu bağımsız bölüm yönünden ise;
Yukarıda açıklandığı üzere, mahkemenin ihalenin feshi nedenleri yerinde olmadığından ve başkaca bir usulsüzlük bulunmadığından, (1) nolu bağımsız bölüme ilişkin ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken tüm taşınmazlar yönünden fesih kararı verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy