ESAS NO : 2013/16834
KARAR NO : 2013/24991
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından Ankara 31.İcra Müdürlüğü 'nün 2011/5658 esas sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takipte; borçlu M. Ç.senet üzerindeki imzaya itiraz etmesi sonucu Ankara 3.İcra Mahkemesinin 26.07.2011 tarih, 2011/442 E.- 653K. sayılı kararı ile rapor doğrultusunda istemin kabul edilip takibin borçlu açısından durdurulmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 04.05.2012 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşmeden sonra alacaklı vekilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yürütülen soruşturmada senet üzerindeki imzanın borçluya ait olduğunun tespit edilmesi nedeniyle yargılamanın iadesini icra mahkemesinden istediği anlaşılmıştır.
“Yargılamanın iadesi”, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 374 ve devamı( 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 445 ve devamı) maddelerinde düzenlenen ve kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilen bir kanun yoludur. Yargılamanın iadesi talebi, hukuki niteliği itibariyle bağımsız bir dava olduğundan, ayrı bir esasa kaydedilerek ve duruşma yapılarak incelenmesi gereklidir. 23.5.1956 gün ve 8/9 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği gibi mahkemenin, taraflara iddia ve savunmalarını bildirmeleri ve belirlenen günde duruşmaya gelmeleri için davetiye gönderip duruşma yapmadan, dosya üzerinden inceleme yapmak suretiyle talebi karara bağlaması mümkün değildir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 379. maddesinin 1. fıkrasında da “Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, b)Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c)İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler.” Hükmü bulunmaktadır.
Somut olaya bakıldığında, davalı-alacaklı tarafından verilen yargılamanın iadesi talebine ilişkin dilekçenin, davacı borçluya tebliğ edilmediği, ayrı bir esasa kaydedilmeden ve duruşma yapılmadan dosya üzerinden ek kararla sonuca gidilmiş olduğu görülmektedir. O halde az yukarda da değinildiği üzere, yargılamanın iadesi talebi, yeni bir dava niteliğinde olduğundan, mahkemece ayrı bir esas numarasına kaydedilip, yöntemine uygun biçimde taraflara iddia ve savunmalarını bildirmeleri ve belirlenen günde duruşmaya gelmeleri için davetiye gönderilerek, duruşma yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, 23.5.1956 gün ve 8/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374 ve
devamı maddelerine aykırı olacak biçimde, kesinleşmiş olan davaya ilişkin esas numarası üzerinden ve duruşma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy