ESAS NO : 2013/16873
KARAR NO : 2013/23510
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlu tarafın temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak genel haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçluya örnek 7 numaralı ödeme emrinin tebliğ edildiği, adı geçenin yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçede borca, işlemiş faize, faiz oranına, icra dairesinin yetkisine itiraz etmesi üzerine alacaklı vekilinin itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, itirazın asıl alacak üzerinden kaldırılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, takipte 7.775,93 TL işlemiş faiz, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %16,50 oranında işleyecek faiz talep edildiği anlaşılmıştır.
İcra takibinin dayanağı olan ve itirazın kaldırılmasına konu edilen 29.02.2008 vadeli bono, TTK. nun 688. maddesinde öngörülen unsurları taşımakta olup, kambiyo senedi vasfındadır. Bu haliyle İİK.nun 68/1. maddesinde yer alan ve alacaklıya borçlunun itirazının kaldırılması olanağını tanıyan "mücerret borç ikrarını içeren" belge niteliğindedir. Alacaklının kambiyo vasfını taşıyan bonoya dayalı olarak borçlu hakkında, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yerine genel haciz yolunu seçmesinde yasaya aykırılık yoktur. Takip dayanağının bono olduğu gözetilerek taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, 3095 Sayılı Yasa'nın "Temerrüt faizi" başlıklı 2. maddesinin ticari işlerde temerrüt faizine ilişkin 2. fıkrasındaki avans faizi oranlarının uygulanması gerekir.
O halde alacaklı tarafından 3095 Sayılı Yasanın 2.maddesine göre vadeden itibaren avans faiz oranlarına göre hesaplanacak faiz istenebileceğinden mahkemece avans faiz oranları belirlenip faiz miktarının tespiti için yeni bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy