(2004 S. K. m. 168, 170/A) (6102 S. K. m. 776, 777) (6762 S. K. m. 688) (YHGK. 02.10.1996 T. 1996/12-590 E. 1996/650 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, İİK'nun 168/4-5 maddesinde öngörülen yasal 5 günlük sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, sair şikayet ve itirazları yanında borca, faize, imzaya ve senette tahrifat yapıldığına yönelik olarak itiraz ettiği ve mahkemece de senette tanzim yeri bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun 776/f maddesine (eski TTK'nun 688.maddesi) göre bononun düzenleme yeri unsurunu ihtiva etmesi gerektiği hususu düzenlenmiş, aynı yasanın 777/1.maddesinde unsurları ihtiva etmeyen bononun kambiyo vasfında olmayacağı, 777/4.maddesinde de düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.Hukuk Genel Kurulu'nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir.
Somut olayda, takip konusu senette keşide yeri ayrıca yazılı değil ise de, tanzim eden şirket adı ve kaşesi yanında geçen İST. sözcüğünün İstanbul ilini ifade ettiği açık olup bunun geçerli bir düzenleme yeri olarak kabulü gerekir. Bu durumda, takibe dayanak belge kambiyo senedi vasfını haiz bono niteliğindedir.
O halde mahkemece, borçlunun sair itiraz ve şikayet nedenlerinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine olayda uygulama yeri bulunmayan İİK'nun 170/a maddesi dayanak yapılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy