MAHKEMESİ : Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2013
NUMARASI : 2012/1205-2013/104
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Konusu mal varlığı olan Borçlar Hukukuna ilişkin sözleşmelerden doğan davalarda HMK'nun 10.maddesine göre (HUMK'un 10.maddesi) sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesi de yetkilidir (aktin icra, ifa edileceği yer). Sözleşmenin yerine getirileceği yer öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tesbit edilir. Sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek borçlar varsa ( malın teslim edileceği yer-borcun ödeneceği yer) mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde- borcun ödenmesi için açılacak dava ise borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmede açık ve zımni olarak sözleşmenin yerine getirileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer 818 sayılı Borçlar Kanununun 73. maddesine göre belirlenir (6098 sayılı BK'nun 89.maddesi). Yani davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmadı ise, borç alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Ancak aranacak ya da aldırılacak borçlarda Borçlar Kanununun 73/l. maddesi uygulanmaz. Ne varki HMK.nun 10. maddesi hükmü yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından, geçersiz olan sözleşmelerden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz, (sebepsiz iktisap gibi) genel yetkili yer olan yani davalının ikametgahında dava açılır.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da yukarıda açıklanan kurallar benimsenerek “HUMK.nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalarda tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteklerinin anlaşılamadığı hallerde sözleşmenin yerine getirileceği yerin Borçlar Kanununun 73. maddesine göre belirleneceği” açıklanmıştır. Ancak bu gibi hallerde B.K.nun 73. maddesinin uygulanabilmesi için akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu kurallar ışığında somut olayın incelenmesinde; İcra takibi 7 adet faturaya dayalı olarak ve genel haciz yoluyla başlatılmıştır. Borçlu tarafından yasal sürede icra dairesine başvurularak yetki itirazının ileri sürüldüğü görülmektedir.
Borçlu itiraz dilekçesinde temel borç ilişkisine karşı çıkmamış, bilakis alacağın 41.000,00 TL'lik kısmı için alacaklının Vergi Dairesi'nden borcu olmadığına ilişkin belge sunmadığını, borcun muaccel olmadığından faizde isteyemeyeceğini belirtmiştir.
Bu durumda olayda HMK.nun 10. maddesinin yukarıdan beri açıklanan kuralının uygulanması gerekir.
ESAS NO : 2013/18073
KARARNO :2013/27784
Sözleşmenin ifa olunacağı yerin öncelikle (varsa) taraflar arasındaki yazılı sözleşme istenerek belirlenmesi gerekir. Borçlu duruşmaya gelmemiş, alacaklı da fatura borcunun para borcu olup bu borcun niteliği gereği götürülecek borçlardan olduğundan yetki itirazının kaldırılmasını istemiştir.
Borçlu itirazında, adresinin Fethiye/Muğla olduğunu bu sebeple Fethiye İcra müdürlüğünün yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Her ne kadar takip konusu yapılan faturalar irsaliyeli olarak düzenlenmiş ise de faturada gösterilen malların borçlu şirket tarafından teslim alındığı hususunda fatura üzerinde şirket yetkilisinin imzası bulunmadığından bu malların alacaklı (satıcı şirket) şirket adresinde teslim edildiği kabul edilemez.O halde, akdin icra edileceği yerin neresi olduğu taraflar arasında varsa yapılan sözleşmeden saptanmalı sözleşmede bu hususta bir açıklama bulunmaz ise tarafların beyanları ve bu husustaki belgeler sorulup incelendikten sonra faturadaki malların Fethiye'de mi yoksa Ankara'da mı teslim edildiği açıklığa kavuşturulduktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile para alacağı olduğundan bahisle alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden yetki itirazının reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.