MAHKEMESİ : Adana 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2013/174-2013/156
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından borçlu hakkında genel haciz yoluyla başlatılan icra takibine borçlunun, İİK.nun 83/a.maddesi gereğince muvafakatinin geçerli olmadığını belirterek emekli maaşına konulan haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, 05.05.2009 tarihinde kendi iradesi ile emekli maaşından kesinti yapılmasına muvafakat ettiği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez."
5510 Sayılı Yasanın 93.maddesinde değişiklik getiren ve 28/02/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Yasanın 32/2-b maddesi gereği, "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun m uvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." Bu düzenleme usule değil, esasa ilişkin olup, İİK.nun 83/a maddesi karşısında özel hüküm sayılır ve öncelikle tatbik edilir. İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden, takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28/02/2009 tarihi ve sonrasında artık borçlunun 55 LO Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir-aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati geçerli olacaktır.
Somut olayda, borçlunun fiilen çalıştığı sırada aylık ücretinin 388.95 TL'sinin kesilmesine ve emekli olması halinde emekli maaşından aynı miktarda kesinti yapılmasına 05.05.2009 tarihinde muvafakat ettiği anlaşılmaktadır. .
Borçlu, muvafakati verdiği sırada fiilen çalışmakta olup haczedilen maaşı da emekli maaşı olmadığından, olayda 5510 Sayılı Kanun'un 93/1. maddesinin uygulama yeri yoktur. Borçlunun muvafakatinin geçerli olabilmesi için öncelikle emekli olması ve hakkında yapılan takip kesinleştikten sonra muvafakat vermesi gereklidir. Borçlu henüz emekli maaşı almadığı için ileride doğacak hakkı için verdiği muvafakati yasa hükmüne uygun değildir.
O halde, mahkemece, şikayet in kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken muvafakatin geçerli olmadığı hususu gözardı edilerek şikayetin reddine dair hüküm kurulması isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.