MAHKEMESİ : Uşak İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2013
NUMARASI : 2012/527-2013/261
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK.nun 168/5. maddesi hükmü gereği borçlunun, borcu olmadığını veya borcun itfa edildiğini, mehil verildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, yetki itirazını ve takibin müstenidi olan senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığına yönelik şikayetini sebepleri ile birlikte 5 gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Bu husus mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda borçlunun ödeme emrinin 02/08/2012 tarihinde tebliğ edildiği, yasal 5 günlük itiraz ve şikayet süresinin son günü 07/08/2012 olduğu halde, borçlunun 08/08/2012 tarihinde icra mahkemesine müracaatla itiraz ve şikayetlerini bildirdiği, borçlunun tebligatın usulsüzlüğü yönünde bir şikayetinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda İİK'nun 168/5. maddesi uyarınca istemin süreden reddi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden sonucu itibariyle doğru mahkeme kararının adı geçen borçlu yönünden onanması gerekmiştir.
2-Borçlunun temyiz itirazlarına gelince;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun diğer itirazlarının yanısıra Eşme İcra Müdürlüğü’nün yetkili olduğunu belirterek yetki itirazı ile de icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece takip konusu bonoda Uşak Mahkemelerinin yetkili kılındığı gerekçesi ile yetki itirazının reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK.nun 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nun yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca; bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. 6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde ancak, takip tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun 672/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 1086 Sayılı HUMK. nun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri, buna göre, tüzel kişilerin yanında gerçek kişilerin de yetki sözleşmesi yapabilecekleri düzenlenmiş bulunmaktaydı.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırdedilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin, daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, yeni düzenlemeye bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir.
Söz konusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; alacaklının 1 adet bonoya dayalı olarak 02/07/2012 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, takip dayanağı bonoda Uşak Mahkemelerinin (İcra Dairelerinin) yetkili kılındığı görülmektedir. Bu durumda takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK.nun 17. maddesi kapsamında itirazın değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, takip dayanağı bonoda tanzim yerinin ve muteriz borçlunun adresinin Eşme olduğu, ödeme emrinin de bu adreste borçluya tebliğ edildiği, dolayısıyla takipte Eşme İcra Daireleri'nin yetkili olduğu görülmektedir. Takibe konu bonoda Uşak Mahkemelerinin (İcra Dairelerinin) yetkili olduğu belirtilmiş ise de, senette tarafların tacir olduklarına dair bir ibare bulunmadığı gibi, alacaklı tarafından da tarafların tacir olduklarına ilişkin bir belge sunulmadığından takip tarihi itibari ile yürürlükte olan 6100 Sayılı HMK'nun 17. maddesi gereğince anılan yetki sözleşmesi geçersizdir.
O halde mahkemece, borçlunun yönünden yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : 1) Borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda yazılı nedenlerle sonucu doğru mahkeme kararının borçlu Hamit Alkan yönünden İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA),
2) Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde borçlunun iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy