MAHKEMESİ : Ordu İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/03/2013
NUMARASI : 2013/38-2013/87
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte Örnek 10 ödeme emri borçluya 23.03.2000 tarihinde tebliğ olunmuş, yasal sürede itirazda bulunulmadığından takip kesinleşmiştir. Alacaklının icra mahkemesine başvurusu, borçlununun talebi üzerine icra müdürlüğünce 22.03.2013 tarihinde bilirkişi E.D. hesap ettirilen hesap tablosuna yönelik olup, bu hali ile istem İİK'nun 16 .maddesine dayalı şikayet niteliğindedir.
Somut olayda, icra mahkemesince şikayetin icra müdürlüğü tarafından incelenerek değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle dosya kapak hesabının bilirkişi aracılığı ile hesaplatılmasına ilişkin 08.01.2013 tarihli icra memur işleminin iptaline karar verilmiştir.
Takip tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 84/1. maddesinde; "Borçlu, faiz ve masrafları tediyede gecikmiş değilse, kısmen icra eylediği tediyeyi re'sülmale mahsup edebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre; borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Anılan maddenin dikkate alınması için takip talebinde ayrıca istenilmesi gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça re'sen dikkate alınmalıdır. (Hukuk Genel KuruluInun 09.10.2002 tarih ve 2002/12-709 esas 2002/781 karar sayılı kararı). Şu halde, BK'nun 84.maddesi uyarınca, İİK'nun 71. maddesi kapsamında kalan kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması gerekir.
Diğer taraftan; takip dosyasına ilişkin ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %84 oranında faiz yürütülmesi talep edilmiştir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında, ödeme emrinde talep edilen işleyecek faize itiraz edilmesi durumunda faiz oranının kesinleştiğinden sözedilemez. Böyle bir durumda talep edilen faizin talep tarihi itibariyle hangi tür faiz oranına denk geldiği belirlenerek, bu faiz türünden değişen oranlarda işleyecek faizin hesaplanması gerekir. Ancak talep edilen faiz oranının yasal ya da ticari faiz oranlarının üzerinde bir oran olması halinde, sözkonusu faiz oranlarına itiraz edilmemesi halinde bu oranın kesinleşeği tabidir.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen kurallar göz önünde bulundurularak ve HMK. nun 266/1. maddesi koşullarında, konusunda uzman ehil bir bilirkişiye dosya tevdii olunarak Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle icra müdürlüğünce yaptırılan hesaplamanın doğruluğu da denetlenerek yanlış olduğunun belirlenmesi halinde İİK'nun 17. maddesi gereğince hesap tablosunun düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığa çözüm getirmeyecek şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy