MAHKEMESİ : İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2009/832-2013/252
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi TMSF, kurumlarının amme borçlusu . Şti.'nin, A.Ş. nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacakları nedeniyle, alacaklısı Şti., borçlusu A.Ş. olan İstanbul 9. İcra Dairesinin 2003/10312 esas sayılı dosyasına konu olan alacak için A.Ş gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz edildiğini, oysa icra dosyasının itirazsız kesinleştiğini, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 79. maddesinin 6 numaralı fıkrası uyarınca dava açma zorunluluğunun doğduğunu belirterek A.Ş İİK.nun 338. maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini talep etmiş olup, mahkemece; ceza hukukunda suçun şahsi sorumluluk ilkesi gereği, kişiler adına şikayet ve kimlik bilgilerinin bildirilmesi gerektiğinden ve tazminat yönünden kesinleşen alacak üzerine İİK.nun 89/1. maddesi gereği haciz ihbarnamesi gönderilmesinin hukuka aykırı olduğundan şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda şikayetçi tarafından İstanbul 9. İcra Dairesinin 2003/10312 esas sayılı dosyasında borçlu gözüken A.Ş, TMSF Tahsilat Daire Başkanlığı tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 79. maddesi çerçevesinde gönderilmiş 12.03.2009 tarih ve 3947 sayılı bir ihbarname mevcut olup, icra takip dosyasından icra müdürlüğü kanalı ile İİK.nun 89/1. maddesi gereği gönderilmiş bir haciz ihbarnamesi yoktur.
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79. maddesinin 6 numaralı fıkrası “Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir” hükmünü haizdir.
İİK'nun. 4. maddesi uyarınca özel kanunlarda yetki verilmediği durumlarda icra mahkemeleri, icra ve iflas dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikayetleri ve itirazları incelenmekle görevlidir. İcra müdürlüğü tarafından yapılan bir işlem bulunmadığı için 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 79/6. maddesi gereğince bu davayı, inceleme görevi genel hükümlere göre inceleme yapacak genel mahkemelere aittir.Görev konusu 6100 Sayılı HMK'nun 1.maddesine göre kamu düzeninden olduğu için mahkeme tarafından re'sen gözönüne alınması gerekir.
O halde mahkemece davanın görevsizlik nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy