MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/09/2012
NUMARASI : 2011/6-2012/752
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 25.02.2013 tarih, 29908/5607 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı vekili tarafından borçlu hakkında 16.03.2009 keşide tarihli 1.320.000,00 USD bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçilmiştir. Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda özetle, takip dayanağı çekin 1 Kasım 2007 tarihli eser sözleşmesinin 10.maddesi gereğince müvekkil şirkete işin %30'u oranında geçici avans ödenmesinin hükme bağlandığını, bunun karşılığı olmak üzere grup şirketi olan A D. Tic.Ltd.Şti.'nin keşide ettiği ve A. K. T. ..Ltd.Şti.nin hamili olarak ciro ederek MM P. Ltd.Şti.ne verdiği avans teminat çeki olduğunu belirterek takibin iptalini talep etmiştir.
İcra Mahkemesince yapılan yargılama sonunda takip konusu çekin sözleşmenin teminatı olarak verildiği ve bu nedenle bu çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılamayacağı belirtilerek İİK 170/ a maddesi gözetilmek suretiyle takibin iptaline şeklinde hüküm tesis edildiği görülmektedir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 15.03.2010 tarih ve 2009/24332 E. 2010/5941 K. sayılı bozma ilamında; İİK.nun 170/a-2 maddesi; icra mahkemesinin müddetinde yapılan şikayet ve itiraz dolayısıyla, usulüne uygun olarak kendisine intikal eden işlerde takibin dayanağı olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı ve alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu fasıla göre yapılan takibi iptal edebileceği aynı maddenin son fıkrasında ise borcun kısmen kabulü halinde bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün bulunmadığı yolunda yasal düzenlemesini içermektedir. Somut olayda takip dayanağı çekin sözleşmeye dayalı olarak verildiği, iki tarafa da borç yükleyen sözleşme nedeniyle düzenlenen çek bedellerinin tahsilinin gerekip gerekmediğinin yargılama yapılmasını zorunlu kıldığı mahkemece de yasaya uygun biçimde saptanmış ise de, borçlunun (ödeme iddiası) gözetildiğinde yukarıdaki madde hükmü nedeniyle takibin iptali olanaklı değildir. Ödeme İddiası İİK'nun 170/a. son maddesinin uygulanmasını zorunlu kılar. Bu durumda işin esasının incelenmesi yerine gerekçeyle takibin iptali isabetsiz” olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde (HUMK 429 ve devamı maddeleri) mahkeme, artık bu uyma kararı ile bağlıdır; Bozma kararına uygun yeni bir karar vermek zorundadır. Çünkü bozmaya uyma (ara) kararı ile, bozma yararına olan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğmuş olur.Mahkemece yaptırılan 05.09.2011 ve 11.05.2012 tarihli bilirkişi raporlarında, hakedişlerden yapılan kesintinin teminat çekine istinaden olduğu kabul edildiğinde borçluların 232.165,50 USD avans borcu bulunduğu ve bu miktar üzerinden takibe devam edilmesi gerektiği beyan edilmiştir. İcra mahkemesince bozma ilamına uyulduğuna göre yapılacak iş,borçlunun takip dayanağı çekin ödendiğine ilişkin iddiası hakkında yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda olumlu olumsuz bir karar vermekten ibarettir.
O halde Dairemizin bozma kararında açıkça “takip dayanağı çekin sözleşmeye dayalı olarak verildiği ve teminat çeki olduğu gerekçesi ile takibin iptalinin olanaklı olmadığı” belirtildiği ve mahkemece bozma kararına direnilmeyerek uyma kararı verildiği halde, farklı bir gerekçe ile (ortada 2 adet 1.320.000 USD bedelli çek olup, bunlardan ilkinin davacı tarafından hakedişlerden kesilerek ödendiği, diğerinin ise 24.12.2008 tarihli tutanakla akde muhalefet riskine karşı alınan 1.320.000 USD'lik çek ( teminat çeki ) olup, bu çek için herhangi bir ödeme bulunmadığı gerekçesiyle) işin esasının incelenmemesi ve eylemli şekilde kararda direnilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken; dairemizce onandığı anlaşıldığından, karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 25.02.2013 tarih ve 2012/29908 E.-2013/5607 K. karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, İstanbul Anadolu 14. İcra Mahkemesi'nin 20.09.2012 tarih ve 2011/6 E.-2012/752 K. sayılı mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy