MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2013/141-2013/467
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliği'n 30/1. maddesinde; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkartılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclis üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir" hükmü yer almaktadır.
Şikayetçi borçlu adına çıkartılan 10 örnek ödeme emri tebligatındaki tebliğ şerhinde aynen: “Adreste kimse bulunmaması üzerine adresin kapalı olması sebebi ile komşu A.Ö. soruldu, muhatabın işte olduğunu beyan edip imzadan kaçındı. Tebliğ evrakı ilgili mahalle muhtarına imza karşılığında teslim edilerek muhatabın kapısına 2 nolu formül yapıştırılarak komşusu A.Ö. haber verildi.23.10.2012" açıklamasına yer verilmiştir. Bu haliyle yapılan tebliğ işlemi Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine ve yönetmeliğin 30. maddesine uygun bulunmaktadır. Posta memurunca muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının açıkca tevsik edildiği görülmektedir.''işte'' ibaresinin hayatın olağan akışına uygun olarak muhatabın günlük mesai sonrasında tebliğ adresine döneceğini ifade ettiği kabul edilmelidir. Bu durumda, mahkemece borçlunun usulsüz tebligata ilişkin şikayetinin esastan, borca itirazlarının da süre aşımından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy