MAHKEMESİ : Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/06/2013
NUMARASI : 2012/1079-2013/486
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediği ve haline münasip evinin haczedildiğini belirterek tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen Adreste Tebligat" başlığını taşıyan 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmüne yer verilmiş, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/1.maddesinde de, " Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır." düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda, takip dayanağı olarak gösterilen kredi sözleşmesinde şikayetçi borçlunun adresinin “Keçiören/ANKARA” olarak yer aldığı ve yine takip öncesi alacaklı banka tarafından borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesinde bu adresin de gösterildiği, ancak, şikayetçiye ödeme emrinin, krediyi kullanan şirketin kredi sözleşmesinde bildirdiği adrese tebliğe çıkarıldığı, diğer bir anlatımla, Tebligat Kanununun 10.maddesine aykırı şekilde borçlunun bilinen son adresi olan “Keçiören/ANKARA” adresine tebligat gönderilmediği görülmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere, borçlunun bilinen son adresine tebligat çıkarılmaması usulsüz olup, mahkemece, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, borçlu tarafından bildirilen tarihten önce öğrenildiği hususu alacaklı tarafından yazılı delille ispat edilemediğine göre, tebliğ tarihinin borçlunun bildirdiği öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi ve düzeltilen ödeme emri tebliğ tarihine göre takibin kesinleşmesinden önce şikayete konu taşınmaza uygulanan haciz geçersiz olduğundan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin kabulü isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, istemin kabulüne karar verildiğinden sonucu doğru kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy