MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/04/2013
NUMARASI : 2013/74-2013/581
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bir adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilinin yasal sürede icra mahkemesine başvurarak, dayanak çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ayrıca İİK'nun 168/2. maddesine aykırı olarak ödeme emrinde, borcun ve takip masraflarının 10 gün içinde icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi ihtarının yer almadığını, diğer yandan borca ve tüm ferileri ile faiz oranına da itiraz ettiklerini belirterek ödeme emri ve takibin iptalini talep ettiği görülmektedir.
6100 Sayılı HMK'nun 307. maddesinde; feragatın, iki taraftan birinin talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmiş olması şeklinde belirtilmiş olduğu, aynı Kanunun 309. maddesinde ise, feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, yine aynı Kanunun 311. maddesinde de, feragatın kat'i (kesin) bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda borçlu vekili 20.03.2013 havale tarihli dilekçesi ile imzaya yönelik itirazlarından vazgeçtiklerini beyan etmiştir. Borçlu vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece imzaya itirazın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
Diğer yandan ödeme emrinin iptaline karar verilmesi halinde borçluya yeni bir ödeme emri gönderileceğinden ve bu ödeme emrine karşı da borçlunun yeniden itiraz hakkı doğacağından, bu aşamada faiz oran ve miktarına yönelik itirazlarının esası incelenemez. Mahkemece ödeme emrinin iptaline karar verilmiş olmakla borçlunun faize yönelik itirazları hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, faiz oran ve miktarı hususunda hüküm tesisi de isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy