MAHKEMESİ : Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/04/2013
NUMARASI : 2012/1172-2013/394
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu, alacaklı tarafından hakkında başlatılan ilamsız icra takibinde; ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde icra dairesine başvurarak borca kısmi itirazda bulunmuş, alacaklı icra mahkemesine başvurusunda borçlunun itirazının kaldırılmasını talep etmiştir.
Alacaklı şirket tarafından borçlu Belediye aleyhine Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3157 E. sayılı takip dosyası ile 13.01.2012 tarihli temliknameye dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatılmış, borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde icra dairesine başvurarak borca kısmi itirazda bulunmuş, alacaklıya takip öncesi toplam 1.801.800,00 TL ödeme yapıldığını, kalan borcun 1.250.064,58 TL olduğunu ileri sürmüştür.
Alacaklı, borçlunun borca itiraz dilekçesinde belirtmediği 04.05.2012 tarihli 100.000,00 TL bedelli ödeme ile birlikte borçlu tarafça takip öncesi 1.901.800,00 TL ödeme yapıldığını kabul etmektedir.
Borçlu belediyece 04.05.2012 tarihinde alacaklı şirkete 100.000,00 TL ödeme yapıldığı hususu tarafların kabulündedir. Uyuşmazlık, yapılan ödemenin hangi borca mahsup edilmesi gerektiği konusundadır. Alacaklı yapılan bu 100.000,00 TL'lik ödemeyi iş bu takip dosyasına (Antalya 13. İcra Müdürlüğü 2012/3157 E. sayılı takip dosyası) konu 13.01.2012 tarihli temlik alacağına mahsup ettiklerini ileri sürmekte, borçlu ise yapılan ödemenin Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3192 E. sayılı takip dosyasına konu olan 04.04.2012 tarihli temliknameye dayalı borca istinaden yapıldığını savunmaktadır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre; “Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir.
Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.”
Borçlu belediyenin ödeme belgesi olarak sunduğu 04.05.2010 tarihli 100.000,00 TL bedelli muhasebe işlem fişi incelendiğinde ödemenin hangi borca istinaden yapıldığı konusunda bir açıklamanın yer almadığı görülmektedir. Bu durumda alacaklının beyanına itibar edilerek, hangi borca mahsuben yapıldığı taraflar arasında ihtilaf konusu olan 100.000,00 TL lik ödemenin, 13.01.2012 tarihli temliknameye dayalı alacağa istinaden yapıldığı kabul edilmelidir.
Her ne kadar mahkemece, borçlunun sunduğu ödeme belgelerinin alacaklı tarafça kabul edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; takip talebinde alacaklının talep ttiği alacak miktarı 1.267.990,81 TL olup, borçlu itiraz dilekçesinde borcun 1.250.064,58 TL olduğunu beyan ederek 17.926,23 TL ye itiraz etmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında alacaklının ödeme konusundaki beyanına itibar edilmek ve borçlu belediyenin takibe konu temliknameye dayalı alacak için temerrüde düşürüldüğü tarih de araştırılmak suretiyle, denetime elverişli bilirkişi incelemesi ile takip tarihi itibariyle alacak miktarı hesaplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy