MAHKEMESİ : Uşak İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/05/2013
NUMARASI : 2012/130-2013/295
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakim tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlunun, alacaklı tarafından hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takipte, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde icra mahkemesine başvurusunda; takip dayanağı bononun 27.09.1999 tarihli sözleşme kapsamında teminat senedi olarak verildiğini, kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece teminat senedi iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği görülmüştür.
Takip dayanağı senedin keşidecisi olan borçlu ile senet lehtarı M.Ç. arasında imzalanan 27.09.1999 tarihli "Gayrimenkul Satışı ve Zilyetlik Devir Senedi" başlıklı sözleşme, senedi lehtardan ciro ile devralan ve lehtarın kızı olup aynı zamanda iş bu sözleşmede tanık olarak imzası bulunan takip alacaklısı G. Ç.' nun kabulündedir. İş bu sözleşmede satıcı taraf olan borçlu tarafından alıcı G.C. vekili M.Ç, 'ya, satılan taşınmazların tapularının verilmesinin garantisi olarak 20.000 mark bedelli teminat senedi verildiği, tapuların verilmesi halinde bu senedin geçersiz olacağı belirtilmiştir.
Takip alacaklısı G.Ç., Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/5941 soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında 06.08.2012 tarihinde emniyette alınan ifadesinde, takip dayanağı senedin, babası M.Ç. nun ablası G.C. adına satın aldığı taşınmazların tapusunun verilmesinin teminatı olarak alındığını, tapu işleri satıcı H.Ö. tarafından halledilmediğinden senedi takibe koyduklarını beyan etmiştir.
Takip dayanağı 27.09.1999 tanzim tarihli 20.000 mark bedelli senedin, keşideci H. Ö. ile senet lehtarı M.Ç. arasında imzalanan 27.09.1999 tarihli sözleşme kapsamında teminat olarak verildiği sabittir.
Burada tartışılması gereken, keşideci borçlunun, senet lehtarına karşı ileri sürebileceği senedin teminat senedi olduğuna ilişkin def'iyi, senedi lehtardan ciro ile iktisap eden alacaklısına karşı ileri sürüp süremeyeceğidir.
6762 Sayılı TTK.nun 690.maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 599.maddesi ; "...keşideci, lehtarla doğrudan doğruya arasında mevcut olan münasebetlere dayanan defileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmünü içermektedir.
6102 Sayılı TTK'nun 825. maddesinde ise ; “Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def'ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def'ileri ileri sürebilir.
Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caizdir” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda takip alacaklısı G.Ç. 27.09.1999 tarihli sözleşmede tanık olarak yer aldığından iyiniyetli olduğundan söz edilemez. Bu durumda takibe konu bonoların taraflar arasındaki ilişkinin teminatı olarak verildiği, sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin tartışma konusu olduğu, bononun bu haliyle 6102 Sayılı TTK'nun 776/b maddesinde ( 6762 Sayılı TTK'nun 688/2. md) belirtildiği şekilde kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini içermediği ve dolayısıyla alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmıştır.
O halde mahkemece; İİK.nun 170/a maddesi uyarınca şikayetin kabulü ile takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy