MAHKEMESİ : İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2013/93-2013/338
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin takipte, borçlu icra mahkemesine başvurusunda ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmüş, mahkemece; tebligat yapılan adresin mernis adresi olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Madde burada, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir” hükmü öngörülmüştür.
Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin birinci fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulunmadığı tevsik edilmiş olur. O yolda işlem yapılmış olmadıkça muhatabın evinde bulunmadığı yolundaki beyan tebliğ memurunun mücerret sözünden ibaret kalır. Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinde öngörülen şartlar tevsik edilmedikçe bu madde uyarınca yapılan tebliğ muteber sayılmaz (HGK 1964/793 E., 1965/360 K. ve HGK 1980/7-2371 E., 1981/604 K.).
Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde bu husus da belirtilerek; Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır.
Somut olayda İstanbul 23.İcra Müdürlüğü'nün 2012/26431 esas sayılı dosyasında ödeme emrinin borçluya 04.12.2012 tarihinde " .... Kadıköy/İstanbul" adresinde “Adrese gelindi. Kimse bulunamaması üzerine, muhatabın çarşıda olduğunun sözlü beyan edilmesine göre 21. madde uyarınca Merdivenköy Mah. Muhtarı'na tebliğ edildi. 2 nolu haber kağıdı kapısına yapıştırıldı. İsim ve imza vermekten imtina eden D : 25 komşusuna, haber verildi” şerhiyle Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere şikayetçi borçlu adına çıkartılan tebligatta beyanı alınan ve haber bırakılan komşunun kim olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Tebliğ tutanağında “komşusu isim ve imzadan imtina etti” şeklinde şerh mevcut ise de, bu şerh, yapılan tebligatı usulüne uygun hale getirmez.
Mahkemece; tebliğ yapılan adresin mernis adresi olduğundan geçerli olduğu değerlendirilmiş ise de; tebligat adresinin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğu tebliğ evrakında belirtilmediğinden ve daha önce aynı adrese TK'nun 21/1. maddesi uyarınca yapılmış bir tebliğ işlemi bulunmadığından şikayete konu tebliğ işleminin TK'nun 21/2. maddesine uygun olarak yapıldığından da söz edilemez.
O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy