MAHKEMESİ : İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/12/2012
NUMARASI : 2011/732-2012/1221
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 15.04.2013 tarih, 5518/14322 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair karar düzeltme itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, takibe konu çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığından kambiyo vasfının bulunmadığını, ayrıca, çek bedelinin borçlu şirkete elden ödediğinden borcu bulunmadığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, istemin kabulü ile İİK.nun 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 170/a.maddesine göre, borçlu dayanak senedin kambiyo vasfını taşımadığı ve alacaklının, kambiyo hukuku mucibince takip hakkının bulunmadığını, ödeme emrinin tebliğ edilmesinden itibaren beş gün içerisinde şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürebilir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre de, icra mahkemesinin süresinde yapılan şikayet ve itiraz dolayısıyla, usulüne uygun olarak kendisine intikal eden işlerde takibin dayanağı olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu fasıla göre yapılan takibi iptal edebilir. Maddenin son fıkrasında belirtildiği üzere, her ne suretle olursa olsun, borcun kısmen veya tamamen kabulü halinde bu madde hükmü uygulanmaz.
İİK.nun 170/a-son maddesi kapsamında keşidecinin, senede karşılık borcu lehtara ödediğini bildirmek suretiyle senetten doğan borcu kabul etmesi, bütün cirantalar, dolayısıyla alacaklı hamil yönünden de sonuç doğurur. Diğer bir ifade ile, lehtara ödeme iddiası ile borcun kabul edilmesi halinde, İİK.nun 170/a-son maddesi gereğince hamil alacaklının başlattığı takibin İİK.nun 170/a maddesi hükmüne dayanılarak iptali mümkün değildir.
Somut olayda, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda takibe konu edilen çek bedelini takibin diğer borçlusu olan lehtar şirkete elden ödediğini beyan ettiği görülmektedir. Şikayetçi, senetten doğan borcu lehtara ödediğini beyanla borcu kabul ettiğinden, takibin dayanağı olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı iddiası İİK.nun 170/a-son maddesi uyarınca dinlenemez.
Takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK.nun 730.maddesi göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 599/1.maddesi gereğince, kural olarak, çekten dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def'ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Bu kuralın istisnası da aynı fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre, hamil, çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise, borçlu, keşideci veya önceki hamillerle arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan def'ileri müracaatta bulunan hamile karşı da ileri sürebilecektir.
Şikayete konu olayda, borçlu lehtar şirkete ödeme iddiası yukarıda açıklanan TTK.nun 599/1.maddesi gereğince, hamilin senedin iktisabında bilerek borçlu zararına hareket ettiği iddia ve ispat edilmediğinden iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez.
O halde, mahkemece, borçlu, takip alacaklısına ödeme yaptığını iddia ve ispat edemediğine göre, borçlunun İİK.nun 170/a maddesi kapsamındaki şikayetinin aynı maddenin son fıkrası hükmü gereğince reddi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 15/04/2013 tarih ve 2013/5518 E.-14322 K.sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine,22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy