MAHKEMESİ : İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/10/2012
NUMARASI : 2012/27-2012/1546
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapıldığı, borçlu vekili tarafından icra mahkemesine başvurularak, takip dayanağı senedin taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesi nedeniyle teminat olarak alındığı iddiasıyla takibin iptalinin talep edildiği, mahkemece teminat senedi iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği görülmüştür.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği hususunda bir ihtilaf yoktur. Her ne kadar dosyaya sunulan kredi sözleşmesinde takip dayanağı bonoya açık bir atıf yok ise de; konuya ilişkin borçlunun Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığa yaptığı şikayet üzerine alacaklı banka şube müdürünün, C. Savcısı huzurunda verdiği imzalı ifadesinde; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi çerçevesinde, kredi sözleşmesi ile aynı keşide tarihini taşıyan teminat senedi bulunduğu, borçlunun kredi ödemelerinde temerrüde düşmesi nedeniyle teminat senedinin miktarı daha yüksek olmasına rağmen sadece risk tutarı olan kısmı için icra takibine geçildiği yönünde beyanda bulunduğu görülmüştür. Takip dayanağı bononun taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği, alacaklı banka şube müdürünün resmi makamlar önünde verdiği imzalı beyanı ile sabit olduğuna göre, senet, 6102 Sayılı TTK.nun 776/b maddesinde öngörülen kayıtsız ve şartsız bir bedeli ödemek vaadini taşımadığından alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirir.
O halde mahkemece, İİK'nun 170a.maddesi uyarınca borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.
Full & Egal Universal Law Academy