MAHKEMESİ : Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/04/2013
NUMARASI : 2013/264-2013/367
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi borçlu, 03.04.2013 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda, alacaklı tarafından hakkında başlatılan icra takibinde muvafakati olmadığı halde emekli maaşına haciz konduğunu ileri sürerek emekli maaşındaki haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.
17.04.2008 tarih ve 5754 Sayılı Yasanın 56. maddesi ile değişik 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesine göre; “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” Anılan yasa hükmü 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe girmiş olup, emekli sandığından alınmakta olan emekli maaşlarını da kapsar. Bu maddeye, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32. maddesiyle “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir” hükmü eklenmiştir. Buna göre, icra müdürü borçlunun önceden muvafakatinin bulunması halinde gelir, aylık ve ödenekleri üzerine haciz koyabilecektir. Dolayısıyla, İİK'nun 83/a maddesinde ki genel kuralın aksine, “takibin kesinleşmesinden sonra olmak koşulu ile” borçlunun haciz tarihinden önceki muvafakatinin geçerli olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
Somut olayda borçlu, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde 17.12.2012 tarihinde icra dairesine verdiği mal beyanında, emekli olduğunu bildirmiştir. Her ne kadar mahkemece borçlunun bu beyanı, emekli maaşının ¼'ünün haczine muvafakat olarak değerlendirilmiş ve bu şekilde sonuca gidilmiş ise de; borçlunun mal beyanına ilişkin dilekçesinde emekli olduğunu bildirmesi, emekli maaşının haczine muvafakat ettiği anlamına gelmez. Dolayısıyla borçlunun, hakkındaki icra takibinin kesinleşmesinden sonraki dönemde geçerli bir muvafakati bulunmamaktadır.
O halde mahkemece şikayetçinin emekli maaşı üzerindeki haczin kaldırılması yönündeki isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy