MAHKEMESİ : Kozan 2. Asliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2010/20-2013/29
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından 2 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takibe karşı borçlu keşideci icra mahkemesine yaptığı başvuruda; 5.000TL miktarındaki bononun teminat bonosu olduğunu, diğer takip konusu 7.000TL lik bonodaki imzanın ise kendisine ait olmadığını, yargılama aşamasında ise 5.000 TL'lik bonoda tahrifat yapıldığını ileri sürerek takibe itiraz ettiği mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
1- Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İcra mahkemesi kararını temyiz eden R.Ö.'ın icra takibinde alacaklı ya da borçlu sıfatı bulunmadığından, adı geçenin davada da pasif husumeti bulunmamaktadır. Takip dosyasında taraf olmayan R.Ö. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi isabetsizdir.
2- Borçlu E.Y.'in temyiz itirazlarına gelince;
İİK'nun 170/b maddesi göndermesi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takiplerde de uygulanması gereken aynı Kanunun 63. maddesi gereğince borçlu, yargılama sırasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılan itiraz sebeplerini ileri sürebilir. Bu bağlamda senette tahrifat yapıldığına ilişkin iddia da senet metninden anlaşılan itiraz sebepleri arasındadır (Prof.Dr. Baki Kuru, İcra ve iflas Hukuku I-Cilt, 1988, sayfa 242 ve devamı).
Somut olayda mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 04.02.2013 tarihli raporda; takibe konu 08.02.2010 vade tarihli 5.000 TL'lik senedin 12.01.2010 şeklindeki düzenleme tarihinin ay hanesinin birler basamağındaki "1" rakamının alt kısmına benzer fiziki özellikte kalem ile önceden "2" rakamının yazılmış olduğu ve üzerinden gidilerek mevcut okunur "1"rakamına dönüştürülmüş olduğu, bu işlem yanında yapılan değişikliği onaylar mahiyette imza bulunmadığı ve söz konusu işlemin tahrifat niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda takip dayanağı 08.02.2010 vade tarihli 5.000 TL miktarlı senedin düzenleme tarihi kısmına "12.01.2010" tarihinin yazıldığı, 2010 yılının aylar hanesinde görünen "1" rakamının altında "2" rakamının yer aldığı, böylece bononun tanzim tarihi kısmının ay hanesinde düzeltmenin olduğu, ancak keşideci tarafından atılmış herhangi bir parafın bulunmadığı, bononun tanzim tarihinin düzeltilmemiş (tahrifattan önceki) haliyle 12.02.2010 olup, vadenin, tanzim tarihinden önceki bir tarih olan 08.02.2010 tarihini taşıdığı, dolayısıyla senedin vade tarihinin, tanzim tarihinden önceki bir tarih olması nedeniyle T.T.K.nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken T.T.K.nun 615. maddesine göre bono niteliğinde (kambiyo senedi vasfında) olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan İİK.nun 170/a maddesi gereğince icra mahkemesi, müddetinde yapılan şikayet ve itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını resen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir. Bir diğer anlatımla, borçlunun İİK.nun 168.maddesinde yazılı yasal 5 günlük sürede borca yada imzaya itiraz etmesi veya zamanaşımı itirazında bulunması durumunda, takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığının veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, diğer itiraz nedenleri incelenmeksizin İİK.nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekir.
TTK.nun 688/6.maddesinde bonoda tanzim yerinin yazılı olması gerektiği, aynı Kanunun 689/son maddesinde ise tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun tanzim edenin adı ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir.
Somut olayda takip konusu her iki senette de keşide yeri yazılı olmadığı gibi, keşidecinin ad ve soyadı altında yazılı olan "Kozan Adliyesi" de idari birim olmayıp yasanın aradığı geçerli bir tanzim yeri niteliğinde değildir. Bu durumda, tanzim yeri belirlenemeyen bu iki belge, TTK'nun 688/6. maddesi gereğince kambiyo senedi vasfında bulunmamaktadır. Borçlu icra mahkemesine başvurusunda senetlerde tanzim yeri bulunmadığını ileri sürmemiş ise de, Hukuk Genel Kurulu'nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-5 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, İİK'nun 170/a-2. maddesi gereğince bu hususun icra mahkemesince re'sen nazara alınması gerekeceğinden, mahkemece anılan madde gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken bu eksikliğin gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun ve davalı R.Ö.'ın temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklı M.A.A.'nın temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.