MAHKEMESİ : İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/05/2013
NUMARASI : 2013/531-2013/455
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu şirket vekili icra mahkemesine başvurusunda, müvekkili hakkında Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1614 esas sayılı ve 28.12.2012 tarihli kararı gereğince "iflas erteleme tedbir kararı" verilmiş olduğundan bahisle, tedbir kararından sonra açılan takibinin iptalini talep etmiş, mahkemece istem kabul edilerek takibin iptaline karar verilmiştir.
HMK.nun 326.maddesi gereğince, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.
Maddenin birinci fıkrası, hukuki korunma isteğinde haklı çıkmanın doğal bir sonucudur. Kural olarak, haksız dava açan veya haksız olarak aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren kişi bütün yargılama giderlerinden sorumlu olacaktır. Ancak, kusuru olmaksızın aleyhine dava açılan ve yine aleyhine hüküm verilen tarafın yargılama giderlerinden sorumlu tutulması doğru değildir.
Davada haklı çıkan tarafın davasını vekille takip etmesi durumunda, lehine hükmedilen tutar olan vekalet ücreti de, bir tür yargılama gideridir ve sorumlusu yine HMK.nun 326.maddesine ve yukarıda açıklanan kurala göre belirlenecektir.
Somut olayda, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/ 1614 Esas sayılı dosyasında görülen iflasın ertelenmesine ilişkin dava ile ilgili 28.12.2012 tarihli ara kararının 2.a. bendinde "hiç bir takip yapılmamasına" karar verildiği görülmektedir. Her ne kadar takip, alacaklı tarafından bu tedbir kararından sonra 27.03.2013 tarihinde başlatılmış ise de; tedbir kararının alacaklıya tebliğ edildiği veya takipten önce tedbir kararının varlığından haberdar olduğu iddia edilmediği gibi, bu hususta belge ve delil de sunulmamıştır. Bu durumda, icra takibinin tedbir kararı içeriğine aykırılığı sonucunun oluşmasında alacaklıya atfedilebilecek bir kusur bulunmamaktadır.
Esas N0:2013/22446
Karar N0:2013/27412
O halde Mahkemece, haksız olarak aleyhine şikayet yoluna başvurulmasına sebebiyet vermeyen alacaklı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, söz konusu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul 10. İcra Mahkemesinin 31.05.2013 tarih ve 2013/531 E.-455 K. sayılı kararının hüküm bölümünün 2 no'lu bendinde yeralan " ...davacı vekili için takdir olunan 245,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine," cümlesinin karar metninden çıkarılmasına, yerine; "şikayetçi-borçlu lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," cümlesinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy