MAHKEMESİ : Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/06/2013
NUMARASI : 2013/444-2013/786
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle borçlu tarafından İİK. nun 71 ve 33-a maddeleri uyarınca icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan çekin ibraz süresinin dolduğu tarih dikkate alındığında olaya 6762 Sayılı TTK. nun 730. maddesinin göndermesi ile aynı Kanunun 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. 6762 Sayılı TTK. nun 726. Maddesi uyarınca hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar. Borçlar Kanunu’nun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve 6762 Sayılı T.T.K.’nun 730/18.maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Ticari işlemlerin itimat, itibar ve sürat gibi özellikleri nedeniyle Türk Ticaret Kanunu’nda daha kısa süreli zamanaşımı süreleri belirlenmiş olup, Borçlar Kanunu’ndaki zamanaşımı süreleri burada uygulanmaz. Alacaklının yapacağı icra işlemleri ile süre her defasında yenilenir, yeni bir altı aylık süre başlar. TTK. nun 663/2.maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar.
Öte yandan, İİK nun 111/1.maddesi uyarınca borçlunun bu maddenin 1. ve 2.fıkrası hükümlerine uygun olarak ödeme taahhüdünde bulunması halinde takip durur. Ancak aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca borçlunun ödeme taahhüdünü kabul etmesi halinde takibin durması için 1. ve 2. fıkradaki koşullar aranmaz. Bu nedenle anılan madde uyarınca taksitle ödeme sözleşmesi yapılması halinde borçlu tarafından sözleşme ihlal edilmediği sürece alacaklı takibe devam edemeyeceğinden zamanaşımı süresi işlemeyecektir. Bir diğer ifade ile taksitle ödeme taahhüdünün yapıldığı tarihte zamanaşımı süresi duracak, sözleşmenin ihlal edildiği tarihten itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edecektir.
Taksitlerden biri zamanında ödenmezse o zaman İİK'nun 111. maddesinin son fıkrası hükmünün uygulanması mümkün olabilir. Yani taksit sözleşmesi yapılması satış isteme sürelerini durdurur ise de, borçlu tarafından taksitlerden biri zamanında ödenmez ise duran icra işlemi kaldığı yerden devam eder.
Somut olayda ödeme emrinin borçluya 03.01.2011 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket yetkilisinin 14.01.2011 tarihinde icra dairesine gelerek borcu 18.01.2011, 18.02.2012, 18.03.2011, 18.04.2011, 18.05.2011, 18.06.2011, 18.07.2011, 18.08.2011, 18.09.2011, 18.10.2011 tarihlerinde eşit taksitle ödeyeceği konusunda taahhütte bulunduğu ve bu taahhüdün alacaklı tarafından kabul edildiği görülmektedir. Borçlunun ödeme taahhüdü alacaklı tarafından kabul edildiğine göre, borçlu taahhüde uyduğu sürece alacaklı tarafından takibe devam edilemeyeceğinden 14.01.2011 tarihinden sözleşmenin ihlal edildiği tarihe kadar zamanaşımı süresi işlemez.
Yine İİK.nun 179/b maddesi uyarınca; iflasın ertelenmesine karar verilmesi üzerine, borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Alacaklının duran icra takibinde herhangi bir icra takip işlemi yapması mümkün olmadığından, zamanaşımı süresi de işlemez.
Diğer taraftan Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.04.2011 tarih ve 2010/630 Esas, 2011/175 Karar sayılı kararı ile borçlu ... iflasının 20.04.2011 tarihinden itibaren bir yıl süre ile ertelenmesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 13.09.2011 tarih ve 2011/845E.-254K. Sayılı kararı ile bozulduğu, borçlunun karar düzeltme istemi üzerine talebin 23. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2012 tarih ve 2012/1446E.-3193 K.sayılı ilamı ile reddedildiği belirlenmiştir.
Bu durumda, iflasın ertelenmesi kararının verildiği 20.04.2011 tarihinden, kararın bozulduğu 13.09.2011 tarihine kadar icra takibine devam edilemeyeceğinden, zamanaşımı süresi de duracaktır.
Şu hale göre alacaklının, en geç sözleşmede ön görülen son taksit tarihi olan 18.10.2011 tarihinden itibaren icra takibine devam etmesi mümkün olup, bu tarihten haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiği 28.08.2012 tarihine kadar icra takip dosyasında zamanaşımını kesecek nitelikte herhangi bir işlem yapmadığı görüldüğünden 6762 Sayılı TTK. nun 726.maddesinde yazılı 6 aylık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, borçlunun zamanaşımı şikayetinin kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy