MAHKEMESİ : İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2013/104-2013/259
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından borçlular hakkında adi kiraya ve hasılat kirasına ilişkin takip başlatılmış, borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda özetle, alacaklınn fiil ehliyeti bulunmadığını, fiil ehliyeti bulunmayan alacaklının takip yapamayacağını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuk davalarında olduğu gibi, icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Dava ve takip ehliyeti, kişinin bizzat veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK.nun 453, 462/7, 359, 455.maddelerindeki) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyetleri yoktur. Taraf ehliyeti olmayanların talebi üzerine veya taraf ehliyeti olmayanlara karşı başlamış veya devam edilmiş icra takipleri ve takip işlemleri geçersizdir. Anılan kişiler, istisnai haller dışındaki dava ve takiplerde kanuni temsilcileri tarafından temsil olunurlar.
Somut olayda, takip yapan alacaklının ehliyetsiz olduğu hususu, yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre kamu düzenine ilişkin olduğundan her zaman (süresiz) şikayet yolu ile ileri sürülebilir. İcra müdürü ve icra mahkemesi bu işlemlerin geçersizliğini kendiliğinden (re'sen) gözetmelidir. Mahkemece her ne kadar vesayet dosyası getirtilerek inceleme yapılmış ve vesayete dair kararın 04.06.2012 tarihinde, dolayısıyla takip tarihinden 13 ay sonra verildiği gerekçesiyle red kararı verilmiş ise de mahkemece yapılması gereken , alacaklının takip tarihinde medeni hakları kullanma (takip) ehliyeti olup olmadığına dair rapor alıdırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile şikayet niteliğindeki başvurunun itiraz olarak değerlendirilip, istemin süre yönünden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy