MAHKEMESİ : İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/12/2012
NUMARASI : 2012/713-2012/1049
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 03.05.2012 tarih, 13393/16991 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından faturaya dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, tüzel kişiliğe sahip olmadığından hastaneye husumet yöneltilemeyeceğini belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
HMK.nun 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir ve maddi hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin, muhakeme hukukunda aldığı şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip olduğu medeni kanuna göre belirlenir.(TMK 8,38)
HMK.nun 50.maddesi icra takipleri için de uygulanmakta olup, taraf ehliyeti icra takibinde kendini, takip alacaklısı veya takip borçlusu olabilme ehliyeti olarak göstermektedir.
HMK.nun 114/1-d maddesine göre taraf ehliyeti dava (takip) şartıdır ve aynı kanununun 115/1.maddesi gereğince taraflar, dava (takip) şartı noksanlığını davanın (takibin) her aşamasında ileri sürebilirler. Diğer bir anlatımla, taraflar, taraf ehliyetine ilişkin takip şartı eksikliğini, süreye tabi olmaksızın icra mahkemesinde şikayet yolu ile her zaman ileri sürebilir. Kaldı ki, taraflar ileri sürmese dahi mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Takip şartı olan taraf ehliyeti yokluğunun hukuki sonucu takibin iptal edilmesidir. Ancak, HMK.nun 322.maddesi göndermesiyle basit yargılama usulüne tabi işlerde de uygulanan HMK.nun 124/4.maddesine göre, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Sözkonusu maddenin gerekçesinde, hukukumuzda kabul edilen şekli taraf teorisine göre, taraf değişikliğinde, karşı tarafın rızası aranmakta ise de, bu kuralın çok katı uygulanmasının hem şekli taraf teorisinin özünü zedeleyeceği hem de yeni ve aslında gereksiz bir takım yargılamalara yol açarak usul ekonomisi ilkesini de zedelediği, yargı kararlarında, bazen çerçevesi de geniş tutularak, temsilcide yanılma ya da maddi hatadan kaynaklanan yanılma olarak nitelenen durumlarda, karşı tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğine izin verilerek ortaya çıkan bu sakıncanın giderilmeye çalışıldığı, ancak, bu içtihatların kanuni düzenleme karşısında sorunu tam olarak çözemediği bazen de kanuni düzenlemeyi zorladığı belirtilmiş ve maddi hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi hali ile kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olarak tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi halinde diğer tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğinin kabul edildiği açıklanmıştır.
Görüldüğü üzere, tarafın yanlış gösterilmiş olmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, tarafları, yeni bir dava açmaya zorlamanın usul ekonomisine aykırı olduğunu düşünen kanun koyucu HMK'nun 124/4. maddesi kapsamında karşı tarafın rızasına bağlı kalınmaksızın taraf değişikliği yapılmasına imkan sağlamıştır.
Somut olayda, takip alacaklısının, İstanbul Sarıyer İstinye Devlet Hastanesi aleyhine faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibi başlattığı görülmektedir.
Tüzel kişiliği olmayan devlet hastanesinin, takipte borçlu olarak gösterilmesi mümkün değil ise de, yukarıda açıklandığı üzere, takip tarihi itibariyle olayda uygulanması gereken HMK'nun 124/4. maddesi gereğince, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.
Şikayete konu takibe dayanak faturaların, borçlu olarak takibin yöneltildiği hastane adına düzenlendiği ve anılan hastane tarafından icra dosyasına sunulan 27/06/2012 tarihli dilekçede hastane tarafından borcun ödendiğinin belirtildiği gözönüne alındığında, borçlu tarafın yanlış gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından, mahkemece, HMK'nun 115. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takibin T.C. Sağlık Bakanlığı'na yöneltilmesi için alacaklıya kesin süre verilerek oluşacak sonucuna göre hüküm oluşturulması gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03/05/2013 tarih ve 2013/13393 E.-16991 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy