MAHKEMESİ : İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/05/2013
NUMARASI : 2012/453-2013/426
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, takibe konu bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığı itirazı ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, dosyanın müracaata kaldığı tarihten itibaren 3 ay geçmesine rağmen yenilenmediği gerekçesiyle, HMK' nun değişik 150/5. maddesi uyarınca, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” düzenlemesine yer verildiği, yine Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23.maddesinin 7.bendinde ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara müteallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin'' tebligat mazbatasına yazılmasının emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesinin (f) bendinde ise ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin'' tebligat mazbatasına yazılacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.Temyiz süresi yönünden yapılan incelemede;
Mahkemece verilen karar 24.05.2013 tarihinde borçluya tebliğ edilmiş ve borçlu tarafından 05.06.2013 tarihinde temyiz edilmiş ise de ; Mahkeme kararının borçluya tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde; tebligatın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair kayıt ihtiva etmeden “muhatabın adresinin kapalı olduğu, komşusu S.Ö.’a sorulduğunda dışarıda olduğu sözlü beyanından anlaşıldığından tebligat evrakı Tebligat Kanunu 21. madde gereğince mahalle muhtarına 24.05.2013 tarihinde teslim edilmiş olup İki Nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmış ve en yakın komşusuna haber verilmiştir“ şerhi ile yapıldığı, ancak borçlunun adreste bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra dönüp dönmeyeceği, nereye gittiğinin tespit edilmediği görülmüştür. Bu durumda tebliğ işlemi, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 30 ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmadığından usulsüz olup, borçlunun temyiz dilekçesinde belirttiği tarih esas alındığında temyizin süresinde olduğu sonucuna varılmıştır. Duruşma günü tebligatının usule uygun yapılıp yapılmadığı yönünden yapılan incelemede ise ;
Duruşma gününü bildirir tebligat incelendiğinde; adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair kayıt ihtiva etmeden “ muhatabın adresinin kapalı olduğu, komşusu R.D.’den sorulduğunda işte olduğu sözlü beyanından anlaşıldığından tebligat evrakı Tebligat Kanunu 21. madde gereğince mahalle muhtarına 31.10.2012 tarihinde teslim edilmiş olup İki Nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmış ve en yakın komşusuna haber verilmiştir “ şerhi ile yapıldığı, ancak muhatabın işte olduğunu beyan eden komşusu R.D.’in imzası alınmadığı gibi imzadan imtina ettiğinin de saptanmadığı, dolayısıyla borçlunun tevziat saatlerinden sonra dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmediği görülmüştür.Bu durumda tebliğ işlemi 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 30 ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmadığından usulsüzdür. Bu durumda borçluya usulüne uygun şekilde duruşma günü tebliğ edilmediğinden mahkemece, borçlunun duruşmaya gelmemesi nedeniyle dosyanın HMK'nun 150. maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına ve daha sonra da müracaata kaldığı tarihten itibaren 3 ay geçmesine rağmen yenilenmediği gerekçesiyle HMK'nun değişik 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. O halde mahkemece borçluya usulüne uygun duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy