MAHKEMESİ : Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/01/2013
NUMARASI : 2012/1289-2013/45
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili Av. G.A., 28.11.2012 tarihli dilekçesinde, takibe konu çekteki imzanın müvekkilinin şahsı adına değil diğer takip borçlusu adına atıldığını ve ayrıca borcun ödendiğini belirterek takibin iptalini talep etmiş, Mahkeme, çekteki imzanın borçlu tarafından ..... AŞ adına atıldığından borca itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar vermiştir.
İİK 169/a-1 maddesi “İcra mahkemesi hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hakimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.” hükmünü düzenlemiştir.
HMK 322/1 maddesi delaletiyle HMK 147/1 maddesinde ise tarafların, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, Av. G.A.’ın borçlu tarafından vekil tayin edildiği Ankara 38. Noterliği’nin 03.01.2012 tarih ve 385 yevmiye numaralı vekaletnamesinin 31.12.2012 tarihinde sona ermesine ve Mahkemece duruşma gününü 17.01.2013 olarak belirlenmesine rağmen taraf vekillerine duruşma gününün tebliğ edilip, 17.01.2013 tarihli duruşmada borçlu vekili sıfatıyla Av. G. A. ve alacaklı vekili huzurunda itiraz hakkında karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda, duruşma tarihi itibariyle Av. G.A., borçlu vekili olmadığı halde, HMK.nun 77/1 maddesine aykırı olarak borçlu vekiliymiş gibi duruşmaya katılarak yargılamaya ilişkin işlemlere iştirak ettiği, borçlu S.A.’a duruşma günü bildirilmeden dosyanın karara bağlandığı anlaşılmıştır.
O halde, borçlu S.A.’ın duruşmaya usulüne uygun olarak davet edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra borçlunun borca itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan borçlu asili temsile yetkisi olmayan Av. G.A.’ın huzurunda itirazın incelenip karara bağlanması doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy