MAHKEMESİ : Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/05/2013
NUMARASI : 2013/393-2013/416
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, sair itiraz nedenleri ile birlikte Bakırköy İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu iddia ederek yetki itirazında bulunduğu, mahkemece, takibe konu bonoda Ankara mahkemelerinin yetkili kılındığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK.nun 50.maddesi göndermesiyle, bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. 6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde TTK'nun 689/3. maddesine(6102 s. TTK'nun 777/3. maddesine) göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir. TTK'nun 689/4, maddesi(6102 s. TTK'nun 777/4. maddesi) uyarınca tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono, tanzim edenin adı ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 1086 Sayılı HUMK.nun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri, buna göre, tüzel kişilerin yanında gerçek kişilerin de yetki sözleşmesi yapabilecekleri düzenlenmiş bulunmaktaydı. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak sınırlandırılmıştır.
Somut olayda alacaklının bonoya dayalı olarak 25/04/2013 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, ödeme emrinin 30/04/2013 tarihinde tebliği üzerine borçlunun yasal sürede yetki itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, HMK.nun 448.maddesi gereğince, bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, (olayımızda tamamlanmış bir işlem bulunmadığından) derhal uygulanacağı ilkesi de dikkate alınarak, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK.nun 17.maddesi gereğince itirazın değerlendirilmesi gerekir. Takibe konu bonoda tarafların tacir olduklarına dair bir ibare bulunmadığı gibi, alacaklı tarafından kendisinin tacir olduğuna ilişkin bir belgede sunulmadığına göre takibe dayanak bononun tacirler arasında düzenlenen bono olarak kabulü mümkün değildir.
O halde, mahkemece, takip tarihi itibariyle uygulanması gereken HMK.nun 17.maddesi gereğince, takip dayanağı bonodaki yetki şartının geçerli olmadığı, ayrıca borçlunun yerleşim yeri ve bononun tanzim yerinin Ankara olmadığı gözönüne alınarak yetki itirazının kabulü ile sair itirazların yetkili İcra mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile yetki itirazının reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy