MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/12/2012
NUMARASI : 2012/499-2012/595
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 28.05.2013 tarih, 10279/19573 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine, borçlu şirket vekilinin icra mahkemesine başvurarak, çekte ciranta ve keşideci olarak görünen H.G.G. Şirketi ve H.G. ile borçlu şirket arasındaki ticari ilişki sebebi ile pek çok sözleşme yapılmış olup, bunlardan herhangi birinde mevcut, borçlu şirkete ait imza ve kaşenin kesilerek çeke alonj olarak eklenmek suretiyle borçlu şirkete ciranta süsü verilerek hakkında takibe geçildiğini, bu husustaki sahtecilik nedeniyle Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduklarını, ayrıca konu ile ilgili menfi tespit davası açacaklarını beyanla, imzaya, borca, faize, fer'ilere itiraz etmiş, ayrıca ciro silsilesinin kopuk olduğunu, bu nedenle alacaklının yetkili hamil olmadığını ileri sürmüş, çek tazminatının ise ancak çekin keşidecisinden istenebileceğinden, çekte ciranta konumunda bulunan borçlu şirketten talep edilemeyeceğini öne sürerek çek tazminatının da iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece 2011/ 80 Esas ve 2011/165 Karar Sayılı 31.03.2011 tarihli kararı ile alonj üzerine ibraz kaşesi vurulmasının yasal olmayıp bu nedenle çekin geçersiz hale geldiği vurgulanmak sureti ile takibin İİK'nun 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verilmiş; Dairemizce alacaklının karar düzeltme istemi üzerine 2012/12420 Esas ve 2012/28397 Karar Sayılı 24.09.2012 tarihli ilamı ile "... ibraz şerhinin alonj üzerine yazılmasının geçerli olduğu kabul edilerek borçlunun diğer itirazları incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi ...." gerektiğinden hüküm bozulmuştur.
Bu kez, bozma ilamına uyulmasına karar veren mahkemece, yargılamaya devam olunmuş, 2012/499 Esas, 2012/595 Karar Sayılı ve 27.12.2012 tarihli kararı ile "... ibraz şerhinin alonj üzerine yazılamayacağına ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı gibi, alonj üzerindeki davacıya ait imzanın başka bir belgeden kesilerek davacının iradesi dışında takibe konu çeke eklendiği iddiasının davacı tarafça kanıtlanamadığı, dolayısı ile davanın ispatlanamadığı ..." gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, sözü geçen bu karar da Dairemizin 2013/10279 Esas ve 2013/19573 Karar Sayılı ve 28.05.2013 tarihli ilamı ile onanmış; Dairemizin bu ilamı hakkında her iki tarafça karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Somut olayda; borçlu tarafından alacaklı hakkında 09.03.2011 tarihinde Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/92 Esas sayılı dava dosyası ile menfi tespit davası açıldığı görülmüştür.
Adı geçen alacaklı hakkında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.09.2011 tarih, 2011/1818 no'lu iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonunda Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/399 Esas ve 2012/640 Karar Sayılı 17.09.2012 tarihli kararı ile de, sanık Didem Görmez'in TCK'nun 204/1 Maddesi gereğince resmi belgede sahtecilik suçu sabit görülerek 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine ve CMK'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 16.11.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK.nun 209/1. maddesinde; "Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme tabi tutulamaz" düzenlemesi yer almaktadır. Bu maddeyi kapsamı itibari ile ikiye ayırmak gerekir. Bunlardan birincisi senetteki imzanın inkar edilmesi, diğeri ise yazının inkarıdır.
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde, imzaya itiraz, İİK'nun 170.maddesinde açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen, aynı takipler yönünden yazının sahteliği iddiası konusunda bu kanunda özel bir hüküm mevcut değildir. İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir.
Buna göre imzaya itiraz İcra ve İflas Kanunun'da özel olarak düzenlendiğine göre anılan itiraz hakkında bu kanunun 170.maddesinin uygulanması zorunlu olduğundan, imzanın inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan 6100 Sayılı HMK.nun 209.maddesinin uygulama yeri yoktur.
Ne var ki sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekecektir.
İmzaya itiraz hakkında uygulanması gereken İİK.nun 170/1.maddesi uyarınca itiraz, satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz.
Şu hale göre kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edilen senedin imza inkarı nedeni ile sahteliğinin iddia edilmesi halinde İİK.nun 170/1.maddesi uyarınca satış dışında hiçbir takip işlemi durmaz.
Ancak sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayanması halinde ise 6100 Sayılı HMK. nun 209/1.maddesinin amir hükmü gereği icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır.Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve ivedi karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir.
O halde mahkemece, ceza davası dosyası ile menfi tespit davası dosyası getirtilip yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler doğrultusunda sahtelik iddiası değerlendirilerek, HMK'nun 209. maddesinin olayda uygulanma imkanının bulunup bulunmadığı tespit edilerek; ayrıca borçlunun borca, faize, fer'ilere ilişkin itirazı ile ciro silsilesinin kopuk olduğu ve cirantadan çek tazminatı istenemeyeceğine yönelik şikayet nedenleri de incelenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; açıklanan hususlarda kararda herhangi bir gerekçe ve değerlendirmeye yer verilmeksizin, eksik incelemeye dayalı olarak istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulüne karar verillmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2013/10279 Esas, 2013/19573 Karar Sayılı ve 28.05.2013 tarihli onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklı tarafın karar düzeltme isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy