MAHKEMESİ : Çorlu İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/07/2013
NUMARASI : 2013/224-2013/284
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, borçlu tarafından imzaya itiraz edilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporunda, imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı tespit edilemediğinden mahkemece istemin reddine karar verildiği, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, borçlunun itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak itirazın kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Somut olayda Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 07.09.2012 tarihli raporda, inkar edilen imzanın borçlu ......'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin açıklandığı görülmektedir. Ancak dosya içerisinde bulunan Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27.12.2012 tarih ve 2012/1775 soruşturma no'lu "Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına" dair kararında görüldüğü üzere İstanbul Kriminal Polis Labarotuvarı tarafından düzenlenen ve icra mahkemesinin ilk kararından sonra alınan, 14.11.2012 tarih ve 2012/11471 nolu ekspertiz raporunda ise imzanın boçlunun eli ürünü olduğunun bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda 07.09.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen rapor ile 14.11.2012 tarihli İstanbul Kriminal Polis Labarotuvarınca düzenlenen rapor arasında çelişki oluştuğundan bu çelişki giderilmeden ilk alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesi doğru değildir. Her iki rapor da adli makamlarca istem üzerine alındığından raporlardan birinin diğerine üstünlüğü de kabul edilemez (Hukuk Genel Kurulu'nun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-382 Esas, 2009/415 Karar sayılı kararı).
O halde mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden ve ehil bilirkişilerden oluşacak bir kuruldan mütalaa alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, HMK'nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde "gerekçeli kararın yazıldığı tarihin" yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy