MAHKEMESİ : Bodrum İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/03/2013
NUMARASI : 2009/564-2013/156
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda; takip konusu bonoların "bedeli teminattır" kaydı ile lehtar tarafından alacaklıya ciro edildiğini, cironun tahsil cirosu hükmünde olması nedeniyle alacaklının yetkili hamil olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, ayrıca borca itirazda bulunduğu, mahkemece alacaklının yetkili hamil olduğundan bahisle şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
TTK'nun 690. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 598. maddesi hükmüne göre; "Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılır". Yine aynı Kanun'un 601. maddesi gereğince; ciro "bedeli teminattır" kaydını taşırsa, hamil poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir. Fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir. Bonoyu tahsil cirosu ile devralan alacaklı, vekil hamil durumunda olup, senet üzerinde mülkiyet hakkı olmadığı için kendi cirantasını takip edemez. Ancak önceki cirantalar ile keşideci ve avalistleri takip edebilir. Bu nedenle keşideci konumundaki borçlunun bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Öte yandan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, hükmün; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsayacağının belirtildiği, 2. fıkrasında ise "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmüne yer verildiği görülmüştür.
Somut olayda, takip alacaklısının yetkili hamil olduğu anlaşılmıştır. Ancak borçlu takibin iptali talebi ile birlikte borca itirazlarını da ileri sürmüş ve ödemeye ilişkin tahsilat makbuzu, dekont, çekler sunmuş olup, mahkemece borçlunun borca itirazına yönelik olarak da bir karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
O halde mahkemece HMK.'nun 297.maddesi hükmü gereğince borçlunun ödeme iddiası doğrultusunda borca itirazı da incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy