MAHKEMESİ : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/12/2012
NUMARASI : 2012/1040-2012/1228
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 02.04.2013 tarih, 3145/12579 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklının, başlattığı genel haciz yoluyla takipte borçlu hakkındaki haciz talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İcra İflas Kanununun “İhtiyati haczi tamamlayan merasim” başlığını taşıyan 264.maddesinde;
Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin takibinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde (haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur.
İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır.
İhtiyati haciz, alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş veya alacaklı birinci fıkraya göre mahkemede dava açmış ise, esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip talebinde bulunmaya mecburdur.
Alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip talebi kanuni müddetlerin geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır. Ve alakadarlar isterse lazım gelenlere bildirilir.
Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder " düzenlemesi yer almaktadır.
Sözkonusu İİK.nun 264. maddesi ihtiyati haczi tamamlayan merasimin koşullarını ve ihtiyati haczin düşmemesi için gerekli işlemlerin nelerden ibaret olduğunu düzenlemektedir.
Borçlu hakkında genel haciz yoluyla başlatılan icra takibine itiraz edilmesi halinde İİK.nun 264/2. maddesi gereğince bu itiraz alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. Alacaklının bu müddetleri geçirmesi veya davasından yahut takip talebinden vazgeçmesi veya takip talebinin yasal sürenin geçmesi sebebiyle düşmesi veya davanın HUMK.nun 409 maddesi gereğince açılmamış sayılması ya da davasında haksız çıkması hallerinde ihtiyati haciz hükümsüz kalır (madde 264/4)
İcra İflas Kanununun yukarıda açıklanan 264/2. maddesinde yer verilen (mahkemede dava açılması) hususu, takibe itiraz üzerine alacaklı tarafından İİK.nun 67. maddesi gereğince açılacak itirazın iptali davasını ifade eder. Böyle bir davanın açılması halinde alınacak kararın icra dosyasına sunulması koşuluyla takibin devamı olanaklıdır.
İhtiyati haciz, İİK.nun 257 ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenmiş “rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş alacaklar ile muayyen ikametgahı bulunmayan, mal kaçıran borçlular için vadesi gelmemiş alacakları temin bakımından” borçlunun malları ve hakları üzerinde konulan tedbir niteliğinde bir işlemdir. İİK.nun 264. maddesinde “ihtiyati haczi yaptıran alacaklının yedi gün içerisinde takip talebinde bulunması veya dava açmasını zorunlu kılar” hükmünden de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz ile icra takibi ayrı hukuki düzenlemeler olup, ayrı ayrı hukuki sonuç doğurur. Bu nedenle ihtiyati haciz kararı icra takip işlemi olmayıp, yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce uygulanan ve HUMK.nun 101 (6100 Sayılı HMK.389.maddesi) ve devam eden maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir benzeri ancak daha etkili bir tedbir işlemi olduğundan bir takip muamelesi sayılamaz. Bu nedenle, alacaklının itirazla duran icra takibi aşamasında ihtiyati haciz uygulatması genel anlamda bir takip işlemi olmadığından, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, takibin durmuş olması ihtiyati haczin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Somut olayda, alacaklının 20/03/2012 tarihli talebi ile, İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesinin 19/03/2012 tarih ve 2012/135 D.İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararının uygulandığı, 19/03/2012 tarihinde de esas takibe geçildiği, borçluya ödeme emrinin 21/03/2012 tarihinde tebliğinden sonra vekilince 22/03/2012 tarihinde takibe itiraz edildiği, icra müdürlüğünce 04/04/2012 tarihinde takibin durdurulduğu, itirazın alacaklı vekiline 24/04/2012 tarihinde tebliğ edildiği ve alacaklı vekilinin yukarıda anılan ve açıklanan İİK.nun 264/2.maddesinde belirtilen yedi günlük sürede 02/05/2012 tarihinde İstanbul 35.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/106 E.sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığı ve buna dair derkenarın icra dosyasına ibraz edildiği görülmektedir.
Görüldüğü üzere, İİK.nun 264/2.maddede yazılı sürede alacaklı, itirazın iptali davası açtığından borçlunun takibe itiraz ederek İİK.nun 66.maddesi gereğince takibi durdurması takip işlemi değil tedbir niteliğinde olan ihtiyati haciz kararının icrasını engellemez.
O halde, mahkemece, alacaklı tarafından süresinde dava açıldığına göre ihtiyati haciz hükümsüz kalmayacağından şikayetin kabulü ile alacaklının ihtiyati haciz uygulanması talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından alacaklının karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02/04/2013 tarih ve 2013/3145 E.-12579 K.sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.