MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2012
NUMARASI : 2012/495-2012/558
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu U.A. ve diğer borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlu U.A., takibin 2001 yılında başladığını, takip alacaklısının 3 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dosyayı işlemsiz bıraktığını, genel zamanaşımı süresinin de dolduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/424 esas 2009/577 karar sayılı ilamı ile açılan menfi tespit davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, anılan mahkemece takibin durdurulmasına ilişkin olarak verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığı, takip alacaklısının 13.11.2003 tarihinden 20.03.2012 tarihine kadar dosyayı işlemsiz bıraktığı gerekçesiyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir.Takip dayanağı belgeler kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan olaya 6762 Sayılı TTK.nun 690. maddesinin göndermesi ile aynı Kanunun 661, 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu’nun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK.nun 662. maddesi, zamanaşımının hangi sebeplerle kesileceğini sınırlı bir şekilde açıklamıştır. Bu sebeplerden biri de dava açılmasıdır. Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacak bir dava olduğu hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının savunmasını def'i yolu ile ileri sürmesi halinde, açılan menfi tespit davasının da zamanaşımını keseceğinin kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay HGK.nun 20.01.1996 tarih ve 1996/12-654 Esas, 1996/805 Karar sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir.
Somut olayda, Bakırköy 9.İcra Müdürlüğü'nün 2012/5074 (yenilemeden önce Bağcılar İcra Müd. 2001/1313 esas) Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte ödeme emrinin borçluya 26.12.2001 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun, zamanaşımı süresi dolmadan 04.11.2003 tarihinde İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde menfi tespit davası açtığı, alacaklının bu davada alacağını def'i olarak ileri sürdüğü, mahkemece 06.10.2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın 2.2.2012 tarihinde borçlu vekiline, 23.2.2012 tarihinde de alacaklı şirket vekiline tebliğ edildiği, dolayısıyla şikayet tarihinde (23.03.2012) henüz 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece zamanaşımı şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy